8/10
·132 syf.··
Beğendi
·
2021 73. kitabı
Nahoş bulduğumuz eylemleri gerçekleştirmekten olabildiğince kaçınmaya çalışırız. Sözgelimi bir kişinin her ne koşulda olursa olsun canına veya malına zarar vermenin, haklarını gasbetmenin yanlış olduğu 7'den 70'e herkesin ikna olduğu bir konudur. Peki yalan söyleminin de yanlış olduğu bariz bir şekilde ortadayken neden her gün düzenli olarak yalan söylemekten kendimizi alamayız? Yalan söylemek kadar çok gündelik hayatta uyguladığımız bir başka ahlaki yanlış daha var mı? Yalan söylemiyi öylesine içselleştirmiş durumdayız ki, yalan söylemememiz gerektiğini söyleyen birine yalan söylemenin gerekli olduğu durumlar yaratıp, yalanın hayatın vazgeçilemez bir yanı olduğunu söyler, yalanlarımızı meşrulaştırmaya çalışırız. Kitabı okuduğumda yalan söylemek ile ilgili özellikle 3 nokta hayli dikkatimi çekti: İlki, yalan söylediğimizde bir kişinin doğru bilgi edinme hakkını elinden alıyor oluşumuzdu. İkincisi, çoğunlukla uzun açıklamalardan kaçınmak, meramımızı kısaca anlatıvermek için yalan söylediğimizdi. Son olarak da her ne kadar masum nedenlerle söylesek bile yalanımız ortaya çıktığında, karşıdaki kişinin bize olan güvenini tarumar ettiğimizdi. Hiç yalan söylemeden yaşamak mümkün mü (hatta doğru mu) diye düşündüğümde kimi zaman zihnimde çıkmaz sokaklara giriyorum ama gün içinde haddinden fazla yalan söylediğimizi ve bu yalanların hem bizlere hem de karşımızdakilere zarar verdiğini üzülürek gözlemliyorum. İngilizce hazırlık sınıfındayken podcastlerinden çokça istifade ettiğim Sam Harris'in bu küçük kitabını yalan söyleme konusunda farkındalık oluşturması için öneriyorum. Pinokyo'ya selamlar
Düşünce
YalanSam Harris · Okuyan Us Yayınları · 2014156 okunma
·
118 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.