Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde, yazar, yalanla ilgili düşüncelerini 11 başlık altında inceliyor. İkinci bölüm, üniversitede öğrenciyken kendisinden etkilendiği hocasıyla yaptığı söyleşi, üçüncü bölümde ise okurlarından gelen sorulara verdiği cevaplar bulunuyor. Bu küçük kitapta, yalanın beyazı ve pembesinin olmadığı; her yalanın aynı özellikleri taşıdığından ve her şartta doğrunun dile getirilmesinin hem kişi hem de muhatabı açısından daha iyi olacağı ifade ediliyor. Yazara göre yalan, "dürüst iletişim beklentisi içindeki öteki kişileri kasıtlı olarak yanlış yönlendirmektir." Kitapta, ölümcül bir hastalığa yakalanmış ve çok az ömrü kalmış insanlara yalan söylemekten, birinin hayatını kurtarmak için söylenebilecek yalanlara kadar gerçek olaylar ele alınmış. Yazarın her durumda tavsiyesi, istisnasız bir şekilde yalan söylememek. Tabi bazı durumlarda kelime oyunlarına sığındığını da söylemek gerek. Yalan, insan düşünme biçiminin bir ürünü. Çeşitli beklentilerle söylediğimiz yalanlar hepimizin hayatını zorlaştırabilir. Yalanlarla ilgili yazılmış daha kapsamlı bir kitap olarak, Ian Leslie'nin Doğuştan Yalancı isimli kitabı ve 2009 yapımı eğlenceli bir Ricky Gervais filmi olan The Invention of Lying filmine de bakabilirsiniz.
YalanSam Harris · Okuyan Us Yayınları · 2014155 okunma
Nahoş bulduğumuz eylemleri gerçekleştirmekten olabildiğince kaçınmaya çalışırız. Sözgelimi bir kişinin her ne koşulda olursa olsun canına veya malına zarar vermenin, haklarını gasbetmenin yanlış olduğu 7'den 70'e herkesin ikna olduğu bir konudur. Peki yalan söyleminin de yanlış olduğu bariz bir şekilde ortadayken neden her gün düzenli olarak yalan söylemekten kendimizi alamayız? Yalan söylemek kadar çok gündelik hayatta uyguladığımız bir başka ahlaki yanlış daha var mı? Yalan söylemiyi öylesine içselleştirmiş durumdayız ki, yalan söylemememiz gerektiğini söyleyen birine yalan söylemenin gerekli olduğu durumlar yaratıp, yalanın hayatın vazgeçilemez bir yanı olduğunu söyler, yalanlarımızı meşrulaştırmaya çalışırız.
Kitabı okuduğumda yalan söylemek ile ilgili özellikle 3 nokta hayli dikkatimi çekti: İlki, yalan söylediğimizde bir kişinin doğru bilgi edinme hakkını elinden alıyor oluşumuzdu. İkincisi, çoğunlukla uzun açıklamalardan kaçınmak, meramımızı kısaca anlatıvermek için yalan söylediğimizdi. Son olarak da her ne kadar masum nedenlerle söylesek bile yalanımız ortaya çıktığında, karşıdaki kişinin bize olan güvenini tarumar ettiğimizdi. Hiç yalan söylemeden yaşamak mümkün mü (hatta doğru mu) diye düşündüğümde kimi zaman zihnimde çıkmaz sokaklara giriyorum ama gün içinde haddinden fazla yalan söylediğimizi ve bu yalanların hem bizlere hem de karşımızdakilere zarar verdiğini üzülürek gözlemliyorum.
İngilizce hazırlık sınıfındayken podcastlerinden çokça istifade ettiğim Sam Harris'in bu küçük kitabını yalan söyleme konusunda farkındalık oluşturması için öneriyorum.
Pinokyo'ya selamlar
Arkadaşınız boş yaptığı zaman kafasına vurup boş yapma dersiniz ya tam olarak öyle bir şey, kitap saçma sapan şeylerle dolu, şahsi düşüncelerimle pek sevemediğim bir kitap.
YalanSam Harris · Okuyan Us Yayınları · 2014155 okunma
Beyaz yada iyilik nedeni ile bile söylenmiş olsa yalanın zamanla bizi ilişkilerimizde sıkıntıya sokabileceğini, kırıcı da olsa doğruyu söylemenin bizi karşımızdakinin gözünde daha gerçekçi bir yere koyacağını anlatıyor. Zor durumda hayat kurtaran yalanın olabileceğini de içeren bir kitap. Faydalandım diyebilirim. Kısa, seyahatte okunabilecek bir kitap.
İnsan yaşamındaki birçok çelişki arasında, herhalde en olağandışı ve en önemli olanı şudur: Çoğu zaman, kendimizi kesinlikle mutsuz edecek şekilde davranırız. Birçoğumuz hayatlarımızı, göz göre göre pişmanlığa, üzüntüye, vicdan azabına ve hayal kırıklığına doğru adım adım ilerleyerek geçiririz. Ve öyle görünüyor ki, başka hiçbir yerde, diğer insanlara söylediğimiz yalanlardaki kadar gelişigüzel açılmış değildir yaralarımız; ya da yol açtığımız acı anın gerekleriyle o kadar orantısız değildir. Yalan söyleme, kargaşaya giden en kolay yoldur.
Sam Harris
ABD'li Filozof, Nörolog, Yazar"
"Dürüstlüğün de sınırları var mı, yoksa yalan, yalan mıdır?"
Hayatın içinden gecerken hepimizin farklı özellikleri var, bu muhakkak
Anı kurtarma, yada karsıya iyi görünmek için yada farklı bır şey yalan söylüyor, duyuyor, görüyor, bizde söylüyoruz dımı.Yeri gelınce
Yalan'da tamda burda, giriş yapıyor, okurla buluşuyor
Sakin yumuşak bir dili var
Kıtabın bildiğimiz bişeyleri yrnıden farklı şekilde önüne koyulan lezzetli bir dilim pasta tadı bırakıyor, ruha
Dürüstlük en iyi politikadır."
(S:78)
Sam Harris yalnızca doğruyu söylemek yoluyla, acı çekmemize ve utanmamıza yol açan pek çok durumdan kolaylıkla uzak durabileceğimizi savunuyor..
Öyle uç örneklere öyle çözümler buluyor ki, söylediğimiz yalanlar konusunda bir kez daha düşünmemize yol açıyor. Sık sık yalan söylemek sevdiğimiz insanların özgürlüğünü ihlâl etmektir..
Pek çok durumda, sahte yüreklendirme, öteki kişi için çok pahalıya mâl olabilir. Bir daha hiç yalan söylememeye karar verseniz, ilişkileriniz ne şekilde değişirdi? Kendinizle ilgili hangi doğrular birden görünür olurdu?
Nasıl bir kişi haline gelirdiniz? Ve çevrenizdeki insanları nasıl değiştirebilirdiniz?
Keşfetmeye değer."ne dersınız?
Sam Harris (d. 1967), ABD'li ateist, nörolog, filozof ve yazar. Aynı zamanda Project Reason'ın kurucularından biri olan Harris 2009 yılında nöroloji doktorası sahibi olmuştur. The End of Faith (İnancın Sonu) adlı yapıtı 2005'te PEN/Martha Albrand Ödülü'ne değer görülmüştür.