Puan vermedi·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Ocak 2022 19:34 Ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben daha az kullanılanı seçtim . Bu hayatımdaki bütün farkı yarattı (Alfred Frost) Gelin hep birlikte bakalım bu farkı yaratanlara , yaratabilenlere.
Ailelerin üç başlı canavar hırs, para ve sosyal başarı için Vermont'un ücra tepelerine kurulu özel Velton Akademisi'nde çocuklarını nasıl bir kenara attıklarını ve bunun farkına geç vardıklarını ya da varamadıklarını görürüz.
Gelenek, onur, disiplin , mükemmelik ile birlikte dört temal esas üzerine kurulu akademinin havasını eksantrik edebiyat hocası By Keating değiştirir.
Ders işleyiş tarzı bütün akademi hocalarından farklıdır. Amaci öğrencileri iyi birer doktor, mühendis, avukat olmak için değil, ne istediklerini , ne olmak istediklerini bilen özgür düşünceli birer birey olmaları için cesaretlendirmektir.Ancak bu çabası meslektaşlarından bazilari tarafindan çocukların birer Rembrandt , Shakespeare ya da Mozart olmadıklarını , olamayacaklarını fark ettiklerinde ondan nefret edecekleri, on yedi yaşındaki çocuklar için özgür bir düşünmenin düşünme biçiminin olamayacağı gerekçesiyle alaya alınir. Çünkü gelenekçi değil ezber bozan bir öğretmendir Bay Keating.Kim ne derse desin kelimeler, sözcükler ve fikirlerin dünyayı değiştirecek güce sahip olduğuna inanır , inandırır.
Kendisinden etkilenen öğrencilerinden birinin okul kütüphanesinin son sınıf yıllığında bulup da rastladığı Bay Keating Ölü Ozanlar Derneği üyesidir. Peki nedir bu ölü ozanlar derneği ? Hayatın iliğini emmeye adanmış bir dernek .Ufak bir grup hâlinde toplanıp sırayla Shelley , Thoreau, Whitman ve dernek üyelerinin kendilerine ait dizelerini okudukları büyülüyor an.. Yani oturup şiir okuyan bir grup çocuktan oluşan bir dernek.
Carpe Deam, ani yaşayın. Hayatlarınızı olağanüstü kılın. Çoğu hayatlarını biraz olsun kendi kapasitelerine uygun hâle getirmeden önce iş işten geçene kadar beklemedi mi? Başarının o yüce tanrisalligini kovalarken gençlik hayallerini heba etmedi mi? Tıp, hukuk, bankacılık bunlar da hayatı sürdürmek için gereklidir. Peki ya şiir, romantizm, aşk, güzellik ? Bunlar uğruna hayatta kaldığımız, kalmak istediğimiz değerler hayatımızın neresindedir ? Bu sorunun cevabini nehir yatağında fundaliklarin arasindaki bir magaraya arkadaslariyla beraber Bay Keating den aldığı bir kitapla siir okumaya giden Neils den alalım :
Ormana gittim. Çünkü yaşamak istiyordum. Derinlemesine yaşamak ve hayatın iliğini emmek. Yaşamdan olmayan herşeyi bozguna uğratmak. Öldüğümde aslında hiç yaşamamış olduğumu fark etmemek. Ve gerçekten bunu okuyan Neil derinlemesine yasayamadi yaşamdan kendisi bozguna uğradı, aslında hiç yaşamamış olduğunu fark etti. Neden mi? Içinde bulundugumuz toplumun inançlarını hice saymak zor. Biz farketmesekte ailelerimiz, geleneklerimiz ve modern cağ tarafından koşullanmış durumdayız Peki bizler gerçek doğamızın konuşmasına nasıl izin veririz ? Kendimizi ön yargılardan, baskılardan ve alışkanlıklardan nasıl soyutlarız ? Sürekli yeni bir bakış açısı kazanmaya çalışarak. Birşeyi okurken yalnızca yazarın ne düşündüğüne kafa yormayıp, durup siz ne düşünüyorsunuz bunun farkına vararak.