Gönderi

İnsan hem çok karmaşık hem de çok basit bir canlıdır.
10/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Romandan çıkardığım ana fikir : İnsana karşı en büyük ceza onu düşünceleriyle baş başa bırakmak olur ve insan psikolojisi çok kolay bir şekilde etkileneceğinden böylelikle insanları yönetmek çok kolaydır. Romanın Olay Örgüsü / ANA OLAYLAR: Bir çocuk, yanında büyüdüğü rahip her satranç oynadığında onu izler. Yazmayı dahi bilmeyen bu çocuk sadece satranç izleyerek oyunda ustalaşmıştır ve bir süre sonra şampiyon olmuştur. Bir gün gemideyken egoist bir adam para karşılığında bu çocukla oyuna oturur ve üst üste kaybeder. Oradan geçen bir adam oyunu fark eder ve dayanamayıp şampiyonun karşısındaki adama yapması gereken hamleler için yardımcı olur. Hiç kimsenin yenemediği şampiyonla böylece berabere kalırlar. Bu bilinmeyen şahıstan, şampiyonla yarışmasını isterler fakat bu şahıs oynamayı kabul etmez. Nedenini sorduklarında anlatmaya başlar ve asıl olaylar burada gerçekleşmeye başlar. Bu adamın ailesi hukuk bürosunda çalışıyorlardır ve yasa dışı işler yaptığı gerekçesiyle suçlu bulunurlar. Fakat hapse atılmak yerine içerisinde koltuk, leğen ve dolaptan başka hiçbir şeyin bulunmadığı bir hücreye tıkılır. Hücrenin parmaklıklı bir penceresi vardır ve duvara bakıyordur. Günler geçtikçe zaman algısı bu odada yok olur, düşünme kabiliyeti gerektiren hiçbir olay olmadığı için bu kapasite geriler. Zaman zaman sorguya götürülür ve bir süre sonra aptallaştığından sorgular sırasında ağzından bir şey kaçırmamak için çok çaba sarf eder. Fakat bir gün yine sorgu için beklerken asılı bir asker montu fark eder, dikkatini montun cebindeki bir kitap çekmiştir. Bu kitabı fark ettirmeden almayı başarır. Odasına gittiğinde büyük bir heyecanla kitaba bakar ve satranç kitabı olduğunu gördüğünde ilk başta hüsrana uğrar. Yapacak başka bir şeyi olmadığından kitabı okumaya başlar ve kısa süre içerisinde kitabı bitirir. Bir süre sonra kitabı ezberlemiştir bile. Hamleleri öğrenince kendisiyle oynamaya başlar fakat oyun esnasında çok heyecanlanmaktadır. Bir gün kendisine karşı kaybedince çok sinirlenir ve eliyle camı kırarak elini keser. Böylelikle hastaneye gider ve doktor tanıdık çıkar. Doktorun yardımıyla buradan kurtarılır ve serbest kalır. O günden sonra bir daha satranç oynamamaya karar verir. Tekrar ilk kez gemide satranç oynamayı kabul ederek başlamıştır oynamaya. Şampiyona karşı ilk elini kazanır, ikinci eli de oynamaya başlarlar. Kendini tekrardan kaybettiğini fark edince masadan kalkar ve gider. GÖRÜŞLERİM: Roman çok hoşuma gitti. Yazarın hikayeyi bu şekilde anlatmasına ve böyesinle ince bir kitapta bu kadar çok şeye değinilmesine çok şaşırdım. Öncelikle küçük çocuk ne kadar aptal olursa olsun tek uğraşı satranç olmuştur yine aynı şekilde avukat hücreye kapatıldığında tek uğraşı satranç olmuştur ve ikisi de satrançta uzmanlaşmışlardır. Demek ki başka şeylere odağımız kaymadan bir konunun üzerine yoğunlaşırsak böylesine kısa sürelerde bile o konuda uzmanlaşabiliriz. Bence kitapta asıl değinilen kısım zamanında nazilerin suçluları kanuna uygun bir şekilde hapishaneye göndermeyip kitaptaki gibi psikolojik işkenceye maruz bırakması. İnsan aklının sınırlarını zorlayan bu işkence temelinde hiçbir şeydir. Kişi hiçbir şey yapmamaya zorlanır ve bu hiçliğe kimse bir süre sonra sabredemez. Böylece insan düşünmeye düşünmeye aklını yitirmeye başlar. Avukat hücrede satranç oynamaya başladıktan bir süre sonra düşünme fonksiyonlarını tekrar kazanır fakat bu sefer fazla düşünmekten aklını yitirmeye başlar. Satrancı kendisine karşı oynaması kişiliğini karıştırmasına yol açar. Buradan da insanın fazla düşünceye maruz kalınca dayanamadığını ve bir süre sonra aklının karışıp düşüncelerinin birbirine girmesiyle aklını yitirmeye yaklaştığını anlıyoruz. Yani insan hem çok düşünürse hem de hiç düşünmezse aklını kaybedebilir, o halde yapmamız gereken orta yolu bulmaktır. Bununla birlikte eğer insanların psikolojisini biraz olsun çözebilirsek onların üzerinde kolayca hakimiyet kurabiliriz. Bu bence çok tehlikeli bir şey çünkü şuan farkında olmadan birileri bizler üzerinde hakimiyet kurmuş olabilir. En acısıysa biz bu hakimiyeti fark etsek bile yapabileceğimiz hiçbir şey olmamasıdır. Bir ülke lideri psikolojik savaş ilan ederek insanlara, hedefleri doğrultusunda istediğini yaptırabilir ve bunun keşfedilmiş olması maalesef çok büyük bir tehlike. Günümüzde kitle algısı ve kitle yönetimi olarak gerçekleştirilen şeylerin altında yine romanda değinilen psikolojik sebepler yatmaktadır. Bence bu psikolojik savaş ve işkencelerin en büyük tehlikesiyse silahlı savaşlar gibi belli olmaması ve geri dönülemez olmasıdır. Yani böyle bir işkence başladığında barış söz konusu olamaz çünkü bozulan psikoloji geri getirilemez, insanlar çoktan robotlaşmış olurlar ve istenilen idealleri gerçekleştirmiş olurlar.
Psikoloji
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,2bin okunma
·
239 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.