Hakan Günday bataklığından yeni çıktım. Ağzımı bozarsam şimdiden özür dilerim.
“aslında hiçbir piç özür dilemez çünkü hayatta kimsenin özür dilenecek kadar değerli olmadığını bilir” gibi bir cümle kursam okuyanlar gülümseyecek, okumayanlarsa hiç bir şey anlamayacaktır.
Neyse ben incelememe döneyim. Sanırım bu 5. Hakan Günday kitabım. Kinyas ve Karya ile başlayan tanışıklığımız her geçen kitapta biraz daha uyum ve senkronizasyon ile devam etmekte. Kitap okurken viski içmek gibi davranışlar birtek Hakan Günday kitaplarında geliyor bana. Sanıyorum ki yalnız değilim.
Yine yeraltı edebiyatının dibine vurmuş yazar. Bu sefer o kadar çok yamacıma yanaşmış ki, birkaç defa “aaaaa bu afgan bizim tribünden Çağatay mı lan?” yada “ohaa bu Hakan hakkaten bizim liseden Cenk” diye gözlerimin büyüdüğüne şahit oldum. Yada kendi huy ve davranışlarımla kesişim kümesi gördükçe ürperip kendime çeki düzen verme kararları aldım.
Yani değerli dostlar, piçler heryerdedir ve mutlak suretle hayatımıza girip çıkmaya devam edeceklerdir.
Hakan Günday, hayatın karanlık sokaklarını, ruhların karanlık sokaklarını anlatmaya devam ediyor.
Duyacaklarınıza hazırsanız mutlaka tavsiye ederim.
Saygılarımla.
Hakan Günday