10/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2022 00:41
"Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği garip bir şehir Kristina'da aç gezdiğim günlerdi." diye başlıyor kitap. Ve yediği yumrukların etkisiyle kahramanımızın bırakıp gitmek zorunda kalışıyla biterek giriş yaptığı cümlenin altını tekrar çiziyor kitabın sonunda. Öncelikle kitabı Behçet Necatigil'in çevirmiş olması okumak için ayrıca bir sebep. Şiirsel üslubunu yansıttığı cümleler unutulmaz tatlar bırakıyor dimağımızda. Roman boyunca açlık o kadar güzel betimleniyor ki yaşamayan birinin yazamayacağı hissini uyandırıyor okuyucuda. Ki zaten yazarımızın hayatını okuduğumuzda romanın bizzat yazarımızın yaşadıklarından beslendiğini öğreniyoruz. Romana tam bir sefalet havası hakim. Gururuyla açlığı arasında kalan kahramanımızın çoğunlukla gururundan yana tavır alışını, açlığını bastırmak için bazen bir talaş bazen bir portakal kabuğu daha da acısı kasaptan köpeğine vermek bahanesiyle aldığı ve kuytu bir köşede üzerindeki et parçalarını yemek için kendini zorladığı bir kemiğe başvurmasını üzülerek izliyoruz. İş başvuruları sonuçsuz kalan ve elindeki tek sermayesi olan kalemiyle gazeteye beğenilecek bir yazı yazıp açlığını bastırmak için bir miktar para kazanmaya çalışan ve bunu da zaman zaman başarsa da kalıcı bir çözüm elde edemeyen kahramanımız girdiği bir gönül macerasında da yine aç kalkıyor sofradan. Okurken Suç ve Ceza'dan Raskolnikov'u ve Toza Sor'dan Bandini'yi anımsattı kahramanımız yaşadıklarıyla. Hacim olarak küçük ama dolu dolu bir kitap Açlık. Keyifli ve verimli okumalar.
Edebiyat
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
·
187 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.