·374 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Ocak 2022 12:36 Roman;Osmanlı imparatorluğu’nun duraklama döneminde geçiyor. Küçük yaşta esir edilen,önce Gevher Mülük Sultan’ın yanında haremde yetiştirilen daha sonra Padişah 3.Murad’a hediye edilen bir cariye “ Şemsiaşk” ın hayatını anlatıyor..
Romanın geçtiği zaman koşullara bakarsak; 3.Murad’ın annesi Nur Banu Sultan ve 3. Murad’ın resmî nikahlı karısı Safiye Sultan arasında ki iktidar çatışmaları ve Saray entrikaları romanın bir kolunu oluştururken, diğer yandan duraklama dönemiyle birlikte 3. Murad’ın pasif ve çabuk etki altına alınan bir karakter olması, zamanını sadece içki ve kadınlarla geçirmesi ,yönetimi vezirlere ve arka planda kadınlara bırakarak sefahat içinde yaşamasıyla; ağır vergi şartları, rüşvetler, adaletsizlikler ve fakirlik altında ezilen halkın isyan duygusunun kabarması ve bütün bu olumsuzlukların üstüne Anadolu’dan gelen Veba…
Tüm bunların dışında Padişahın gözde cariyesi haline gelen ve bunu asla istemeyen,tüm kaidelere karşı çıkarak kalbini Silahtar Osman’a kaptıran güzeller güzeli Şemsiaşk’ın dramatik yasak aşk hikayesi..
Bir çırpıda okunacak akıcı kurgusu ve kendinizi içine çeken hikayesi, aksiyonu bitmeyen harika bir popüler tarih romanı diyebilirim..
Roman da en ilgi çekici nokta bence; Şemsiaşk ve 3. Murad’ın diyaloğu..Ve sonrasında yediği tokata karşılık padişaha attığı tokat… Cariyeliği ve kulluğu eleştiren köleliği asla kabullenemeyen..Kendisininden bir kalbi olduğunun ve her insan gibi yaşama hakkı olduğunu bilen arzu ve ihtiraslarını göz ardı etmeyen vahşi ve isyankar Şemsiaşk, haremde gözde olup sefahat içinde ama ruhsuz yaşamaktansa sevdiğinin kollarında aç ölmeye bile razıdır..
Romanın sonuna gelirsek;ya roman yarım kalmış ya da yazar bilerek öyle muallakta bırakmış bilemiyorum ama keşke devamı olsaymış demekten de kendimi alıkoyamoyorum..
Suat Derviş ile ilk defa tanıştım ve bütün kitaplarını okumaya karar verdim.. (Suat Derviş’in hayatını araştırdığımda çok şaşırdım.. 1900’lerde doğan kendini çok iyi geliştirmiş yurtdışında eğitim görmüş donanımlı yazar ve ilk kadın gazeteci olmuş..Avrupa’da eserleri birçok dile çevrilerek dünya edebiyatında önemli bir yer edinmiştir hemde 1930’larda…Devrimci yazıları ve bakış açısıyla türlü zorluklar yaşasa da hiç boyun eğmemiş,kadınların özgür olduğunu ,ataerkil düzene ölene dek başkaldırdığını öğrendim.. Maalesef değeri bilinmemiş.. Eserleri kendi öldükten seneler sonra yeni Ithaki yayıncılık tarafından toplatılarak basılmış..Nazım’ın ondan çok etkilendiğini hatta Suat Derviş’in ilk eserlerini gizlice gazeteye onun gönderdiği böylece tanındığı söylenir…)
Suat Derviş’in her zaman söylediği sözle incelememi bitirmek istiyorum… “Kadın olduğum için utanmıyorum, gazeteci olduğum için iftihar ediyorum!..”