·520 syf.····Okunma: 21 Ocak 2022 14:34 “Kitaplar yazılmıştı.” nakaratı Martin Eden’in kafasının içinde ne kadar dönüp durduysa benim de kafamın içinde o kadar dönüp durdu. Var olan bir amaç. Bu amacına ulaşmak için bu kadar hırs, bu kadar azim, bu kadar fedakarlık ( hayatından, sağlığından vs.) … Bu kadar çabayı okudukça ben olsam artık pes ederdim düşüncesi. İnadın, azmin, hırsın, emeğin nerede filiz vereceğini merak edip okumaya devam etmek ama bir yandan da kitaba, Martin’ e veda etmeme isteği… İşte oluyor, emekleri karşılık alacak demeye başladığım anda Martin’ in içine düştüğü buhran… Evet Martin ne istediğini biliyordu, bu yolda ne yapması gerektiğini, nelerden vazgeçmesi gerektiğini, kimlerle nasıl savaşması gerektiğini hepsini. Sonunda arzu ettiği şeyi de elde etti ama mutlu olmadı. Belki de mutlu olabilirdi ama onun en sancılı döneminde; sevdikleri, yakın bildikleri, belki de taparcasına aşık olduğu kadın (Ruth) ve diğerleri… Onlar Martin’ e ne inanmış ne de yanında olmuşlardı. Kitabı okurken iyi insanlar hâlâ var derken bir o kadar da insanlara duyduğum nefreti körükledin Martin. Ruth’ a dediğin gibi:“ İşim gücüm yokken… Açlıktan ölürken… Şimdi kimsem o zaman da aynı adamdım, insan olarak, sanatçı olarak aynı Martin Eden’dım; o zaman neden yapmadın? ( Neden daha önce göze almadın?) Kafamı duvara vura vura kendime sorduğum soru buydu. Sadece senin için değil, herkes için sordum. Görüyorsun değil mi, değişmedim ben…” Martin’ in aşkını okurken bir yandan da sosyolojik ve ideolojik meselelere de tanık oluyorsunuz. Burjuva adını verdikleri tayfanın içini, dışını merak ederken aslında içi hava dolu olan bir balon olduklarına şahit oluyorsunuz. Martin’ in onları tanıdıkça “ Aldıkları eğitimi hangi köşe bucağa, hangi kuytuya attıklarını merak ediyorum. Okudukları bunca kitap nereye gidiyor.” diye sorguladığında bir kez daha hak veriyorsunuz. Benim için sonu kötü bitti ama belki de Martin mutlu ölmüştür en sevdiği denizin içinde kim bilir?