Türk Edebiyatında 18. Yüzyıl şairlerinden Şeyh Galib'in kaleme aldığı bu mesnevi oldukça değerli bir eserdir. Eser Nabi'nin Hayrabad'ının mecliste çok konuşulup onun üzerine yazılmış eser yok ve olamaz da denilmesi üzerine Galip de bu kadar abartının aslında fazla olduğu ve Hayrabad'a karşı itirazlarını dile getirmesi sonucunda meclistekilerin o zaman sen yaz da görelim tarzında bir cevap vermesiyle Şeyh Galip de bu eseri kaleme almış ve 6 ay içinde tamamlamıştır. Eserde şairin şiir poetikası, şiir hakkındaki görüşleri dikkat çekici. Her bir kahraman alegorik bir şekilde ele alınmış ve isimleriyle özdeşlestirilmiştir. Eserde Allah'ın yaratıcılığı sonsuz olduğundan ve yaratmanın da her an devam edeceği sebebiyle yeni şeylerin söz konusu olacağı vurgulanmış ve böylelikle insanlar da her zaman yeni ve güzel eserler ortaya koyabilir düşüncesi hâkimdir. Eserin hikâyesinde ise Hüsn adlı kız ve Aşk adlı erkeğin arasındaki aşk anlatılırken aslında burada da tasavvufla alakalı bir durumla karşılaşmaktayız. Bu kadar anlatımın yeterli olduğunu düşünüp okuyucu olarak sizden kesinlikle edebiyatımızdaki bu değerli eserleri, mesnevileri değerli kişilerin açıklamalı eserleri aracılığıyla okumamız gerektiğidir. Eserle ilgili çok güzel makaleler de söz konusudur. Eserde aynı zamanda sebk-i hindi akımı da söz konusu olduğundan esere başlamadan önce sebk-i hindi ekolü ile ilgili makaleler okunmasının daha doğru olacağını düşünüyorum. Şimdiden iyi okumalar dilerim. Hüsn ü AşkŞeyh Galip