Babalarının ölümüyle başlayan hikayede miras açıklandığında, ortanca oğlana büyük bir arazi düşer. Şirketin yönetimi ablası ve kardeşine kalmıştır. Araziye hastane yaptırmayı düşünen kahramanımız araziye gittiğinde, içinde eski ve büyük bir konak olduğunu görür. Bu sırada da ailesi şirket işlerine yardım etmesini isterler. Arada şirket işlerine baksa da, konağı da araştırmayı sürdürür. Babasının eski dostuna arazinin durumunu öğrenmek için uğradığında, büyülü konağın hikayesini de öğrenir. Efsaneyi dinleyince konağı daha da çok merak ederek konağa gider. Evi gezerken bodruma inen gizli bölmeyle bir düzenek bulur. İçinde bulduğu kutu ve kitabı arkadaşı profesöre gösterir. Bu sırada evde de hayalinde gördüğünü düşündüğü Speredea Devleti’nin, son kralının kızıyla tanışır. Kitap ile ortaya çıkan sırlarla, Sperodea Devleti'nin tüm fertleri, ölümle sonuçlanan bir komplonun kurbanları olmuştur bu konakta. Ruhlarının huzur bulması için konağın yeni sahibinin yardımını isterler.
Günümüz ile Sperodea Devleti’nin tarihinin etkileşim halinde olduğu, olay örgüsü çok iyi kurgulanmış bir roman. İlk satırlarda yavaş ilerlese de, sonrasında sizi içine çekerek merakla okutuyor. Akıcı ve sade bir anlatım tarzına sahip, yalın bir dili var kitabın. Son sayfalara kadar macera devam ederken finalde beklenmedik bir sürpriz bizi bekliyor. Aile bağları, taht kavgaları gibi konuları da işleyerek her sayfada şaşırtan bir romandı. ‘On parmağında on marifet’ deyiminin hikayesi de ayrıca ilginçti. Perili köşk hikayelerinden çok farklı, ilginç karakterlerle, sürükleyici bir kitap. Bu tarz kitapları sevenlere kaçırmamasını tavsiye ederim.
#Sperodea
^
#alıntı
Bir nesneye baktığında gözünün önünde bir şeyler canlanmıyorsa ve zorluyorsan kendini, ancak sahte bir hayal kurabilirsin.
^
^
@theseusyayinevi @perseusyayinevi #bloghemsire #umutsadak