Üstad, meleklerin yaratılışı hakkında şöyle der:
Meleklerde -ins ve cin gibi- şu âlem sarayının seyircileri ve şu kâinat kitabının mütalaacıları ve şu saltanat-ı rubûbiyyetin dellâllarıdırlar. Küllî ve umumî ibadetleri ile kâinatın büyük ve küllî mevcûdâtın tesbihlerini temsil ediyorlar.
Evet, şu kâinatın durumu, onların varlığını gösteriyor. Çünkü kâinatı had ve hesaba gelmeyen dakik (ince) sanatlı süsler, manidar güzelliklerle ve hikmetli nakışlarla süslemesi; bilbedâhe ona göre tefekkür eden ve o güzelliklere hayran olan, takdir eden varlıkların görmelerini ister; vücudlarını, varlıklarını taleb eder. Hâlbuki ins ve cin, şu nihayetsiz vazifeye, şu hikmetli nezarete, şu geniş ibadete karşı, milyondan ancak birisini yapabilir. Demek bu nihayetsiz ve çok çeşitli olan şu vazifelere ve ibadetlere, nihayetsiz melâike çeşitleri lâzımdır ki, şu büyük âlem mescidini saflarıyla doldurup şenlendirsinler.