·164 syf.····Okunma: 15 Ocak 2022 14:37 Siddhartha’nın yolculuğu kadar somut bir arayışımız olmasa da hepimiz belirli felsefelere ve inançlara tutunarak bir arayışın içinde savruluyoruz.Belirli şeylere inanarak,onların peşinden giderek hatta bazen neyin neden peşinden gittiğimizi anlamadan sürdürüyoruz arayışımızı.Siddhartha belirli öğretiler içinde sonunda varacağı noktayı hedefleyerek kendi benliğinden uzaklaşma tavsiyeleriyle yaşamını sürdüren biriyken,kendi benini ve yolunu deneyimlemek istiyor.Çoğumuz şu ya da bu öğretilerdeki günahları yanlışları beynimizde kodlayarak onlardan kaçarak ve korkarak yaşıyoruz. Oysa Siddhartha deneyimi kendi yolunda var ederek gerçek benini sınıyor bir yandan.Bütün yanlışları görüyor,kaybediyor ve sınanıyor.Eninde sonunda korkularının içine girerek bir sınavdan geçiriyor benliğini.
Öğretilerden uzaklaşmasının sebebi belki de hem kendini sınamak hem de yaşam pratiğine sokamadığı öğreti cümlelerinin içinde kaybolmaktan yorulmuş olmasıdır.Öğrendiğimiz şeyler yaşam pratiğimize girmediğinde çoğu zaman aynı döngü içinde ve kendimizi kandırarak yaşıyoruz.Siddhartha tüm bu kandırmalardan ve soyutlamalardan özgürleşerek yaşamın tam içinde kendini buluyor.Artık ırmağı anlayabiliyor ve onu duyuyor.Bir ırmak efsanesinden ya da ırmak metaforundan değil,kendi deneyimlerinden ırmağın tam kalbini duyuyor.
Bir diğer dikkatimi çeken konu ise ırmak içinde akan(?) zaman.İnsan her şeyi kendi içinde barındırıyorsa,içindeki tüm duygular ve inançlar bir oluşum içindeyse ve zaman kavramındaki öncelik ve sonralığın yüzeysel bakışına yenik düşmediğimizde her şeyin nasıl göründüğü konusuna bakmak istiyorum.O an gördüğümüz aslında insanın hem iyi hem kötü olduğudur.Bütün oluş durumlarını o bedene atfettirdiğimizde artık insanın mevcut halinden ya da olmuşluktan bahsetmiyoruz.Oluştan bahsediyoruz aynı ırmağın akışı gibi.Irmak sert kayalara çarptığında da usulca aktığında da aynı ırmaktır.Siddhartha’nın gözünden baktığımızda kötü birini göremeyiz belki de. Oluş içinde bir varlığın akıp gidişini görürüz. Yargılarımızın çoğu,insanın geçmişi geleceği ve şimdisi-yani zamanla ilgilidir- oysa insan bu kadar basit değildir çünkü oluştadır,olmaktadır.Kısacası ırmağı duymak,ırmağın şekline girmek ve onu anlamak bizi bütün arayışlarımızdan tanımlamalarımızdan ve yargılarımızdan kurtarabilir. ‘Ben’ de yerinde sabit duran veya biriken bir şey değildir. Zamanın ötesindedir. Geçmişinden,şu anından ve geleceğinden değil,hepsinin sıralama gözetmeksizin birliğinden oluşur.Neye dönüşeceği neye dönüştüğü ne olduğu değil sürecin kendisi kıymetli olduğunda çok farklı şeyler görebiliriz hissi verdi bana Siddhartha.
Her açıdan farklı pencerelerden bakmamı sağlayan bu kitabı arayış içinde olan ya da bulmuşluk yanılgısında sabit durduğunu hissedenlere
tavsiye ederim.