·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Ocak 2022 06:11 Bir kitaba başlamadan önce yazarının hayatını merak etmişimdir hep. Ben Sylvia Plath'ın hayat hikayesini daha önceden biliyordum ancak okuyacaklara tavsiyemdir; kitaba başlamadan önce Sylvia Plath'ın hayat hikayesine bir bakın. Okurken sanki Sylvia Plath'ın kendi günlüğünü okuyormuşum gibi hissettim. Kendi hayatından izler taşıyor roman. Belki de bu yüzden çok derinden etkiledi beni. Romanını intihar etmeden kısa bir süre önce yazmış olması... Aslında çığlık çığlığa yardım istemiş birilerinden. Ama duyan olmamış. "Eğer birinden hiçbir şey beklemezsen hayal kırıklığına uğramazsın." yazmış ama bi yandan da en çok o kırılmış. İntihar ederken bıraktığı notla da beklemiş içten içe kurtarılmayı. Kitaptaki karakteri kendisinden ayrı düşünemiyorum. İçimi acıtıyor. Bir insanın hatta ve hatta bir kadının kendi hayatına son verecek kadar içinde yaşadığı şey... Çok ağır. İnsanları görmüyoruz, duymuyoruz, dinlemiyoruz. Vakit geçirmiyoruz, sımsıkı sarılmıyoruz birbirimize, sarmıyoruz yaralarını, paylaşmıyoruz acılarını. Bırakıyoruz kendi sessizliklerine. Keşke duyabilseydik, farkedebilseydik o koca sessizliklerini, çekip çıkarabilseydik onları o sessizliğin içinden...
" Sessizlik bunaltıyordu beni. Sessizliğin sessizliği değildi bu. Benim kendi sessizliğimdi. "
Kitabın sonunu kendi hayat hikayesinin sonuyla tamamlamış Sylvia Plath... Keşke farklı bir sonla tamamlansaydı bu hikaye.