Aşk nedir? Bir insana takılı kalmış, kendini evrenden koparmış, gözlerini sevdiği haricine kör etmiş bir insanın halet-i ruhiyesi mi? Yoksa aşkın bir varlığa kusursuzca bağlanmak mı? Aşk, herkesin farklı sözcüklerle betimlediği ama herkesin hissettiğinde fark ettiği bir ruhsal durum. Kelime kökeni itibariyle Arapça -ışk kelimesinden gelmektedir. Türk Dilinin Etimoloji Sözlüğü 'ne göre ' sevme, eğilim duyma, yönelme ve bağlanma anlamlarına gelmektedir. Türkçe karşılıkları ise 'sevgi, sevgü, seviş ' olarak belirtilmektedir. Ayrıca Arapça -ışk kelimesinin 'ilk anlamının 'sarmaşık' anlamına geldiği de bilinmektedir. Zaten aşıklarda iki sarmaşığın birbirine bağlılığı gibi birbirine bağlı değil midir?
Aşk öyle bir ruh hali ki hem sanatta hem de bilimde insanlar bu ruh halini araştırmışlardır. Fizyoloji, biyoloji, nöroloji vb. alanlardaki çalışmalar bu ruh halinin vücuttaki mutluluk hormonlarının dengesini bozan (oksitosin ve dopamin yükselir, seratonin düşer) bir durum olduğunu göstermektedir. ( Beynin Sırları ). Ayrıca psikolojik olarak insanı obsesyona sürükleyen bir ruh hali olarak bilinmektedir. İnsanların 'kalp kırıklığını' aynı bedenlerindeki bir parçaları kırılmış gibi hissettiklerine dair çalışmalarda mevcut. Buna literatürde 'Kırık Kalp Sendromu' deniliyor. (Pia Mater)
Sanat açısından incelediğimizde, tarihten bu güne aşk sanatın ilhamı, yaratıcılığın başat aktörü olmuştur. Ressamların tuvallerinde somutlaştırmaya çalıştığı, (onedio.com/haber/16-yuzyil...) şairlerin kalemlerinde akan mürekkep ve zihinlerinde oluşturdukları imgelerle kağıda aktardığı (Örneğin, Türk Yazınından Seçilmiş Aşk Şiirleri) sinemanın, tiyatronun, müziğin bütün sanatın içinde sanata 'biricikliğini' veren duygudur aşk.
Bu kadar aşk dedikten sonra gelelim Kafa dergisinin tanımakta geç kaldığım bu özel serisine... Türkan Şoray, Şenol Güneş, Yılmaz Vural, Onur Akın, Aydilge, Kenan Doğulu, Tuba Büyüküstün, Deniz Seki, Sıla Gençoğlu gibi ünlü isimlerin bir araya gelerek yorumladıkları 2019 yılında yayımlanan bu sayıda -bütün yazıların kendine has bir güzelliği olduğunu kabul etmekle birlikte- en beğendiğim yazılar Klinik Psikolog Berrak Artemiz Çınar'ın röportajı ve Aydilge'nin samimi yazısı oldu. Araya sıkıştırılan ünlü yazarların sevgililerine mektupları, meslek aşkları bölümü, filmlerden yapılan alıntılar ve zamansız aşklar vb. eklemelerde bu güzel şölenin tuzu biberi olmuş diyebilirim. Uzun zamandan sonra okuduğum en kaliteli dergi sayılarından biriydi. Aşkla tavsiye ediyorum :)