·243 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Kasım 2021 10:54 "Karanlığa sürekli sitem eden biri olmaktansa, bir mum yakmayı tercih etmek daha insanca değil mi? Unutmayın, binlerce kilometrelik bir yol bile bir adımla başlar. Bu adımı atan siz olun. Yaptıklarınız sadece bir tek öğrencinin başarı şansını artırıyorsa dahi denemeye değer." (s. 48)
Eğitim ve öğretimin şart olduğu bir dünyada öğretmenlik mesleğini gerçekleştiren çeşitli insanlarla karşılaşmışızdır hatta kimimiz bu yolda adım atmaya karar vermiştir. Ortaöğretim, lise ve üniversite programlarının akademik başarıyla bitirilmesi sonucu öğretmen olmak isteyen herkesin doğru yolda ilerlediği düşünülmektedir. Büyük resme bakmaya karar verdiğimizde öğretmenlik mesleği aslında herkesin hayatında yer eden bir konuma sahipken onun eğitimini ve görevini sadece akademik açıdan değerlendirmek ne kadar doğrudur? Günümüzde öğretmenlik mesleği gerçekten işlevini yerine getiriyor mu yoksa sadece sunulan müfredatın tamamlanmasını esas alarak bilgi öğretmeye mi odaklanıyor?
Hasan Yılmaz, iki bölümden oluşan bu kitabında öğretmen adaylarına ve mesleğini yapmakta olanlara hitap ederek tecrübelerini aktarmakta ve tavsiyeler vermektedir. Giriş bölümünde öncelikle aktarmak istediklerini, kitabın yazılış amacını söylemektedir. 1. bölüm olan “Öğretmen Günahları” bölümünde ise öğretmenlerin genelde yanlış yaptığı konuları 30 alt başlıkta ele alıp öğütlerini sunarken kitabın “Öğretmenler İçin Kişisel Gelişim Yöntemleri” adlı 2. Bölümünde 60 tane alt başlık altında ilk bölüme kıyasla daha fazla tavsiyeye yönelerek eksikleri ve yanlışları telafi etmek için görüşlerini öne sürmektedir.
Bir öğretmen adayı olarak okuduğum kitaplar ve gözlemlerim doğrultusunda öğretmenliğin bir toplumun oluşmasında çok büyük etkisi olduğunu fark ettim zamanla. Sonra da aslında genel olarak bu mesleği uygulamada yanlış yöntemlere başvurulduğunu, öğretmenliğin bilişsel boyutundan önce duygusal kısmının dikkate alınması gerektiğini düşünmeye başladım. Özellikle ilkokul ve ortaokul yıllarımda öğretmenlerin sözcüklerinin üzerimde olumlu, olumsuz çok büyük etkisi olduğunun farkına vardığımda bu konuya daha çok önem vermeye başladım. Yazarla bu konuda paralel düşüncelerimizin olması beni oldukça mutlu etti ve anlatmaya çalıştığı değerlerle dikkatini kendisine kolayca çekti.
Düşünceleri yanı sıra tavsiyelerini de göz önüne alırsak yazarın faydalı konulara değindiğini düşünmekteyim. Öncelikle bir insan olarak öğrencilere nasıl davranmamız gerektiğini, onların dikkati çekmede ve olumlu bir etki bırakmada sunduğu önerileri okurken altını çizdiğim ve notlar aldığım çok kısım oldu. Yazarın eğitim sistemine yönelik eleştiri yapması da ilgi çekiciydi ki yabancı dil, edebiyat ve sanat alanında başarı gösteren bir öğrenci olarak eğitim hayatımın büyük kısmında yeteneklerimin göz ardı edilip başarısız görülmemin ne kadar yanlış bir algı olduğunu bir kez daha anlamış oldum.
Yazarın anlatım biçimine de değinmek gerekirse beklediğimin aksine daha fazla kitleye hitap edebilecek akıcı ve sade bir üslupla karşılaştım. Bölümlerin kısa olması da çabuk okunmasında etken. Ayrıca kitap içine eklenen öyküler çok güzel seçilmiş ve konuya dikkat çekicilik sağlamıştı. Yazarın bazı konular üstüne tekrar tekrar durması aslında kasıtlı olarak başvurduğu bir yöntem ve bu beni çok rahatsız etmedi. Bu konuda pek kaynak okumuşluğum da olmadığı için belki bana başlangıç için güzel ve farklı gelmiş olabilir. Bunun aksine, çok fazla eğitim kitabı okumuş kişiler için bazı söylemler klişe gelebilir ve bilgiler kendini tekrar ediyor gibi gözükebilir.
Bu kitabı öğretmen ve öğretmen adayı dışındaki bireylerin de okumasını tavsiye ederim her ne kadar hedef kitle belli olsa da çünkü insanlık olarak da tecrübe katabilecek ve belki hayatın bir döneminde işe yarayacak düşüncelere yer verdiğini düşünüyorum.