Öğretmenim, Lütfen Bu Kitabı Okur Musun!..

·
Okunma
·
Beğeni
·
5349
Gösterim
Adı:
Öğretmenim, Lütfen Bu Kitabı Okur Musun!..
Baskı tarihi:
Mayıs 2008
Sayfa sayısı:
243
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758156399
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çizgi Kitabevi
Bu kitap öncelikle bilgi bankanıza ilave yapmak için değil, duygu ve düşünce bankanızı zenginleştirmeniz için yazılmıştır. En başta gelen amacım öğretmen olarak seçeneklerinizi artırmak, gelişmek ve değişmek için size fırsatlar sunmaktır. Her sayfayı okudukça, önünüzdeki iki okul günü içerisinde bu fikirleri ve bilgiyi nasıl uygulayabileceğinizi düşünün. İvedi bir uygulama olmadıkça, yerine getirmek istediğiniz değişikliklerin gerçekleşmeyeceğini araştırmacılar bize söylemektedirler. Bu kitapta aktarılanları önemseyin, daha da önemlisi kullanın onları. Üzerinde en çok konuşulan ve yazılan öğretmenlik mesleği dışında bir başka meslek tanıyor musunuz? Sanıyorum yok. Mesleği bu kadar önemli kılan özelliğin ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Sıradan sözler ile ifade edilirse şöyle söylenecektir: 'Hakimi de, münendisi de, devlet adamını da öğretmenler yetiştirir' Bu söylenen tabii ki doğru. Ancak öğretmenlik bu geleneksel değerlendirmenin dışında daha farklı ve fazla bir öneme sahip olmalı.
243 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Öğretmenler ve öğretmen adayları için bildiri niteliğinde bir kitap. Sayfalarca not çıkartarak okudum. Ufkumu açtı adeta. Kuru kuru öğüt vermek için yazılmamış , fark edersiniz.. Yazar içten, bildiklerini paylaşmış ve tek derdi yeni nesil..
"Önce insan, sonra öğretmen" olmak isteyenlere... şiddetle tavsiyemdir.
Birsen Erol
Birsen Erol Öğretmenim, Lütfen Bu Kitabı Okur Musun!..'u inceledi.
243 syf.
·Puan vermedi
Henüz kişisel gelişim kitaplarının sayısı şu anki kadar çok değildi ve mesleğimin ilk yıllarında okumuştum. Yazarına da mail atmıştım okuduktan sonra. Hasan bey çok memnun oldu yorumlarıma. Çok faydasını gördüm. Yalın diliyle şiirlerden verdiği örneklerle her öğretmen adayının keyif alıp bakış açısını geliştireceği bir kitap. Ayrıca kişisel gelişim kitaplarının pek çoğu yabancı yazarlar tarafından yazılmıştır. Mutlaka katacağı bir şeyler vardır. Ama kendi kültürel yapınız, aynı sosyo ekonomik içinden gelen birinin yazdıkları ve önerdikleri daha sıcak, daha ulaşılabilir ve uygulanabilirdir diye düşünüyorum.
243 syf.
·Beğendi·9/10
Bir öğretmen adayı olarak 4. Sınıfta değil de bu kitabı 1. Sınıfta okumayı çok isterdim ama olsun nasip bugüneymiş. "Dersin öğretmeni değil, " öğrencinin öğretmeni" olmak isteyenlere...
243 syf.
İnsan, insan olabilmek için de yine bir insana ihtiyaç duyar, toplumsal bir varlık olarak. Tıpkı yazarın da baba olduktan sonra hayatın farklı boyutuna geçtiğinden, olgunlaşmaya başladığından söz ettiği gibi. Bir insanın sorumluluklarını almaya başlamak, onu yetiştirmeye başlamanın da ilk adımlarıdır.
Çocuklar ilk adımlarını düşe kalka atmayı öğrenirken birden koşmaya başlamasını arzularız. Biran önce ve herkesten fazla matematik öğrensin yabancı dil öğrensin de onun başarılarıyla mutlu olalım isteriz eksikliklerimizi tamamlamak istercesine. Bu hatada, başarı düzeyini arttırmak hatta öğrenci sorumluluğunu üstünden atmaya çalışan eğiticilerin de büyük bir payı vardır. Çoğu veli de bu açmazın içine düşer, öğretmenin direktifleri doğrultusunda.. Her ikisi de ister ki öğrenci başarılı olsun aynı zamanda robot gibi yerinde otursun, mümkün olduğunca konuşmasın, sormasın hep çiçek olsun kaktüs olup rahatsızlık vermesin. Oysa çocuklar ya da gençler, fikirlerini, edindiği bilgileri sorgulayıp tartışmadığı sürece gelişme imkânını elde edemeyecek, sadece verilenle yetinmeyi ezberlemeyi öğrenecektir.
Başkalarına tabi yetişen öğrenci modeli kendi mesleğini seçemez dahası yeteneğini keşfetmek gibi bir farkındalığa sahip olamaz. Gelecekleri hakkında da onları tanıdığını iddia eden günün popüler mesleklerini tercih eden ebeveyn ya da rehber öğretmenler karar verici olur. İşte mutsuz verimsiz sadece günü kotarma peşinde olan, çalışan modelleri de böylesi yanlış tercihler sonrası ortaya çıkmaktadır.
Yazar yol göstericiliğini tecrübelerinden çıkarımlar ve örnek hikâyelerle süsleyip anlatımına canlılık katmış. İlgi çekici olanlara değinmekte fayda görüyorum. Öğretmenin sıkıcı olması birçok öğrencinin derse odaklanamaması dersin içine girememesinde olumsuz etkendir. Öğretmenin heyecandan uzak aynı ses tonuyla dersi okuyarak bitirmesi zamanla öğrenciyi o dersten ve konudan uzaklaştıracaktır. Öğrenciyle aktif yapılmayan söz hakkı verilmeyen ders sadece öğretmenin zamanını doldurup görevini tamamladığı hissi yaşamasına yarar. Yazar ne kadar ilgi çekici olduğunuzu denetlemek için de küçük bir testle yine kendinizin kontrolü yapmanız gerektiğini, basit bir ses kaydıyla fark edebileceğinizi söylüyor. Bu konu temelde önemlidir çünkü öğrenci derse odaklanıp katılmadıktan sonra öğretmeye çalıştığınız hiçbir şey kazanım haline gelmeyecektir.
Yine ilerleyen sayfalarda rastladığım bizzat tanık da olduğum, ‘bir linç takımına katılmak’ diye nitelendirilen öğretmen odalarında rastlanan kulis olayı. Bir dönem vekil öğretmenlik yaparken her gün bir öğrenci masaya yatırılır; olumsuz görülen bütün özellikleri, tembel yaramaz, dersin akışını bozuyor diyerek gündeme oturtulur, nöbetçi öğretmen de koridorda bahçede de yaramazlık ettiğini söyler ona şahitlik ederdi. O çocuk öyle kabul edilip neden ya da ne yapılabilir gibi çözümün peşine pek düşülmezdi. Yazar da basit ama insan hayatında fark yaratabilecek ‘yankı’ hikâyesinden bahsediyor. Yankıyı “hayatın kendisi” olarak nitelendiriyor. Eğer daha fazla sevgi istersen daha fazla sevgi ver, daha fazla nezaket ve anlayış istersen daha fazla nezaket ve anlayış göster. Aslında hayatın düsturu olmalı, çünkü hayat verdiklerinizi bir şekilde size döndürüyor. Bunu da kendini doğrulayan kehanet varsayımıyla bağdaştırıyor. Tıpkı büyüklerimizin dediği gibi: “Bir insana kırk defa deli dersen deli olur.”
Çocuklara olumsuz şeyleri söyleyip eleştirel yaklaşmaktansa ‘gelecek sefer’ kelimesiyle başlayıp devamında pozitif bir alana sürüklemeliyiz. Bu yaklaşım hem suçlama ifadelerinden uzaklaşıp kendini değersiz hissettirmeyecek hem de negatif davranışları ortadan kaldırmasına yardımcı olacaktır. Verilen cezalar yapılan hatanın bedelini ödemiş hissi yaratır ki bu da o davranışta hiçbir şekilde olumlu değişim getirmez. Çünkü ödediği bedel aynı hatayı tekrarlama isteği uyandıran bir kısırdöngü halini alır.
Daha iyi ve doğruyu elde ederek doyuma ulaşan, bir hayata sahip olmak da sürekli öğrenme sonucu gerçekleşebilecek bir kazanımdır. Yazarın da vurguladığı gibi öğrenmenin yaşı yoktur; öğrenmek ve gelişmek en büyük zenginliktir. Yarattığınız farkla bunu daha çok hissederek yaşayacaksınız. Yaş haddine takılmadan öğrenmeyi, gelişmeyi hayat felsefesi edinen insanlar aynı zamanda bu zenginlikten payını alanlardır.
Yazarın öğretmenlere önemli vurgularından biri de öğrencilere öğretmeyi hedeflediği ders konusunu hazırlarken öncelikle kendisinin bu konunun önemini kavraması ve hayata geçirmede örnekler verebilmesi gerektiğidir. Aksi takdirde hedeflenen kazanımların hiçbiri gerçek anlamda kazanılmayacaktır. Aslında öğrenci de kendini önemli hissetmek, öğretmeni tarafından takdir edilmek, varlığının farkına varıldığını bilmek ister. Her birinin farklı değerler taşıyan birbirinden apayrı acı ya da tatlı birçok hikâyesi vardır. Sizin tavrınız, bu hikâyenin bir parçası olmanızı sağlayacak ya da hep dışında bırakacaktır. Tıpkı yazarın hatırlattığı kırlangıç hikâyesindeki gibi.
Hayatta tek başına gösterilen çabayla, hiçbir şeyin değişmeyeceğine inanmanın bir acizlik olduğunu düşünüyorum. Kendi yaşamımdan bir örnek vermek isterim. İş dolayısıyla bir dönem bulunduğum kırsal alanda öğrendiklerimi paylaştığım anneler ve derslerine destek olduğum birkaç öğrenciyle yaşadığım manevi doyum pek az şeyde hissedebileceğim türdendi. Çünkü yaptığınız iyilik ya da gösterdiğiniz fayda bir başkasında çoğalıp zincirleme bir etki yaratabilirsiniz, kurtarılan her bir denizyıldızı hikâyesi örneğindeki gibi. Öğretmenin görevi de öğrenciyi kaybetmek değil kazanmaktır. Herkesin ayrı bir değer taşıdığına ayrı bir dünya olduğuna inanmasıdır.
Öğretmen öğrencinin psikolojik durumunu hissedebildiği gibi, öğrenciler de aynı şekilde bunun farkına varabilir. Öğretmenin mutsuz ya da gergin halini hissedip olumsuz bir şekilde etkilenebilir. Sınıfta bulunan birçok öğrencinin o günkü ruh haline zarar verebileceği gerçeğini hatırlayıp gülümseme gibi pozitif etkisi olan mimik ve jestlerini öğrencilerinden esirgememelidir. Hata yaptığında özür dilemeyi ya da yapılan basit de olsa güzel bir davranış için teşekkür etmeyi bilmelidir. Sadece başarı değil gayret göstermek de takdir edilmelidir ki öğrenci o sınıfa korku ve kaygıyla girmesin. Korkunun başarının önünde daima önemli bir engel olduğu unutulmamalıdır.
Yazar hayatında olumlu değişimle fark yaratmayı esas alan kişisel eğitim kitabı tarzında aynı zamanda kutsal bir amaca hizmet eden değerli bir eser ortaya çıkarmış. Hayat uzun bir yolsa, öğretmen olma yolunda da tecrübelerden, hikâyelerden ders çıkarılarak oluşturulan rehber niteliğindeki bu eser, insan yetiştiren herkesin okuması hatta yetinmeyip notlar da alması gereken bir kitap..
243 syf.
·Beğendi·10/10
Merhaba .Bugün size bana kişisel gelişim ve öğretmenlik adına çok şey kattığına inandığım bir kitapla geldim.İçindekiler kısmına bir göz atalım.I.BÖLÜM ( Öğretmen Günahları )
1.Sıkıcı Olmak
2.Mizah Yok
3.Işıltıyı Kaybetmek .
Gibi devam eden maddeler var.
2.BÖLÜM (Öğretmenler İçin Kişisel Gelişim Yöntemleri )
1.Yaralayıcı Kelimeleri Ortadan Kaldırın
2.Bir Yıldız Haline Gelin
3.Müzik...Bir Zorunluluk .
Üniversite yıllarındayken okuduğumdan bende yeri apayrıdır.Bu kitabı okuduğum dönem üniversitede bazı sıkıntılar yaşadığım döneme denk gelmişti .Sınavlara rahat bir şekilde girebilmek için vize haftasından önce ailemin yanına Afyon 'dan Ankara 'ya gelmiştim .Anneciğim ve bu değerli kitap bana terapi niteliğindeydi. (Tabiki Kuran-ı Kerim'den sonra )O denli büyük yeri bende . Elhamdulillah .Eğer dünyayı kalbiniz , insanları da kendiniz sanıyorsanız yıpranmamak elde değil .Bende de olduğu gibi..Hatamın farkına vardım aldım bu dersimi
.Karşımdaki kim olursa olsun statüsü her ne olursa olsun sadece "insan" olduğu ve Rabbim yarattığı için değer verdim. Çok sonra anladım ki hayat öyle aile ortami gibi sımsıcak değil imiş sevgiyi israf etmemek gerekmiş, kim ne kadar hakediyorsa onu o kadar sevmek gerekmiş. Bana dert veren Rabbim 'e şükrettim her daim .Öğrenmem gereken şeyler varmış demekki diye düşündüm hep. İmtihanımı sevdim imtihanı vereni daha çok sevdim.O, öyle yaşatmasaydı bunları, ben O'nu böyle sevemeyecektim. Ankara'dan Afyon'a döndüğümde ise beni bu kitapla tanıştıran Mustafa Alkan Hocam 'a teşekkürü borç bildim .Beni türlü türlü hikayeler , yasanmışlıklar ve sözlerle hayata hazırlayan bu kitabı ben çok ama çok sevdim Bundan başka türlü anlatamazdım Hayata dair özlü sözlerle harmanlanmış kişisel gelişim tadında bir öğretmen başucu kitabı . Öğretmenlere hitap eden bir kitap fakat ilk öğretmenlerimiz olan anne baba adaylarına ve ebeveynlere tavsiyemdir.
Okuyun, okuyutun.
Sevgiyle ve duayla kalın.
243 syf.
·5 günde·7/10
Özellikle öğretmen adayları ve mesleğe yeni başlayanlar için çok güzel bir yol gösterici olmuş kitap. Benim okurken not aldığım birçok yer oldu. Ve mesleğe başladıktan sonra da ara ara açıp okumak isteyeceğim bir gelişim kitabı oldu.

Bu arada kitap iki kısımdan oluşuyor. İlk kısmı gayet hızlı bir şekilde okudum ama ikinci kısımda yazar ilk kısımda anlattıklarının tekrarına düşmüş. Verilen örnekler bile aynı yani öyle bir tekrar bu! Kitabı okurken bu durum beni çok yordu. Ama kitaptan olumlu yönde etkilendiğim gerçeğini de değiştirmedi.
243 syf.
·Puan vermedi
sayın hasan yılmaz bey .. bu kitabı oğlum ankarada öğrenciyken alıp bana hediye getirdi...büyük bir merakla okumaya başladım ancak bir öğretmen olarak mesleğin başında dilden dile dolaşan ve benim de bildiğim öyküleri hocam kendi başından geçmiş gibi yazmış .. bu beni üzdü.. güvenim sarsıldı..
243 syf.
·Puan vermedi
Her öğretmenin okuması gereken dersler çıkarması gereken bir kitap diye düşünüyorum okurken sayfa başlarına kendine has mini notlar almak da uygulama açısından güzel olacağını ümit ediyorum
Ali
Ali Öğretmenim, Lütfen Bu Kitabı Okur Musun!..'u inceledi.
243 syf.
·Beğendi·10/10
Üniversiteden hocamın güzel sözlerle güzel hislerin oluşmasına aracılık ettiği guzel kitap. Öğretmenliğin gönül mesleği olduğunu bir kez daha bize hatırlatan bu güzel kitabı sadece öğretmenlerin değil, anne - baba olan herkesin okuması gerekiyor bence..
243 syf.
·33 günde·Beğendi·9/10
Her öğretmenin veya adayının kesinlikle bu güzel tecrübelerden faydalanmasını isterim. Kafaya kadar gibi dıkte edıcı ogretıcılık yerine çok sade ve çok naıf bir biçim hazırlanan bu eserın daha da yaygınlasmasını isterim.
Eln
Eln Öğretmenim, Lütfen Bu Kitabı Okur Musun!..'u inceledi.
243 syf.
·Beğendi·9/10
Atandigim yaz, bir arkadasimdan odunc alip okudugum keyifli bir kitap. Icindeki hikayeleri ogrencilerime anlatirdim. Ilk yilda okununca daha bi keyifli. Okunabilir, ozellikle de ogretmenseniz.
Nimet
Nimet Öğretmenim, Lütfen Bu Kitabı Okur Musun!..'u inceledi.
243 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Bence mutlaka bir öğretmenin ya da öğretmen adayının okuması gereken bir kitap. Öncelikle bir öğretmen adayı olarak çok beğendiğim bir söz ile başlamak istiyorum "Önce insan sonra öğretmen olmak" kitapta beğenmediğim hiçbirşey yok verilen öneriler örnekler harika Asla sistem eleştirilmemiş. Önce birey kendini değiştirmeli. Çocukların psikolojini bizden istenilenleri anladım. Kitabın yazarı Hasan Yücel bu eserinden dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.
Bir büyüğüm yıllar önce şöyle demişti:
"Bir yerde dayak atan ve dayak yiyen birini görürsen, dayak yiyene değil dayak atana acımalısın. Çünkü asıl zavallı ve çaresiz olan odur. Dayak atan bu davranışı ile şunu söylüyor: Sana ulaşmanın, seni ikna etmenin, sana bir şeyler öğretmenin bir yolu, bir yöntemi var. Ancak ben bu yöntemi bilmiyorum. Bu bilgi ve beceriksizliğimden dolayı da seni döveceğim."
Ünlü bir kişi olan Helen Keller'e:
-"Kör olmaktan daha kötüsü nedir?" diye sormuşlar.
Cevap olarak:
-"Kör olmamak, ama yine de hiçbir şey görmemek" olmuş.
«Bana yaşına göre: "Evlat, Genç, Delikanlı, Oğlum, Arkadaş " ifadelerinden birisi ile seslenen öğretmenlerimi ise hep sevdim. Onların anlattıkları daha anlamlıydı benim için. Hatta zorlandığım bazı derslerde bile "o güzel insanın, o güzel hatrı için" daha çok çalıştım ve başardım»

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Öğretmenim, Lütfen Bu Kitabı Okur Musun!..
Baskı tarihi:
Mayıs 2008
Sayfa sayısı:
243
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758156399
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Çizgi Kitabevi
Bu kitap öncelikle bilgi bankanıza ilave yapmak için değil, duygu ve düşünce bankanızı zenginleştirmeniz için yazılmıştır. En başta gelen amacım öğretmen olarak seçeneklerinizi artırmak, gelişmek ve değişmek için size fırsatlar sunmaktır. Her sayfayı okudukça, önünüzdeki iki okul günü içerisinde bu fikirleri ve bilgiyi nasıl uygulayabileceğinizi düşünün. İvedi bir uygulama olmadıkça, yerine getirmek istediğiniz değişikliklerin gerçekleşmeyeceğini araştırmacılar bize söylemektedirler. Bu kitapta aktarılanları önemseyin, daha da önemlisi kullanın onları. Üzerinde en çok konuşulan ve yazılan öğretmenlik mesleği dışında bir başka meslek tanıyor musunuz? Sanıyorum yok. Mesleği bu kadar önemli kılan özelliğin ne olduğunu hiç düşündünüz mü? Sıradan sözler ile ifade edilirse şöyle söylenecektir: 'Hakimi de, münendisi de, devlet adamını da öğretmenler yetiştirir' Bu söylenen tabii ki doğru. Ancak öğretmenlik bu geleneksel değerlendirmenin dışında daha farklı ve fazla bir öneme sahip olmalı.

Kitabı okuyanlar 279 okur

  • frkn_ogrl
  • Murat Yıldırım
  • Gülcan Çak
  • Eylem Eren ÖVÜN
  • Güzide
  • Pvt
  • Hatice Dönmez
  • İlkay Erdem
  • munisshi
  • Ceyda Gündüz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4.5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%9.1
25-34 Yaş
%29.5
35-44 Yaş
%38.6
45-54 Yaş
%13.6
55-64 Yaş
%4.5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%70.6
Erkek
%29.4

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%28.6 (22)
9
%26 (20)
8
%26 (20)
7
%7.8 (6)
6
%5.2 (4)
5
%2.6 (2)
4
%1.3 (1)
3
%2.6 (2)
2
%0
1
%0