Kelebek ile Keman (Hidden Masterpiece Serisi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.161
Gösterim
Adı:
Kelebek ile Keman
Alt başlık:
Hidden Masterpiece Serisi 1
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
456
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051881812
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Butterfly and the Violin
Çeviri:
Esra Yüksel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkadya Yayınları
Yüreğinin en ıssız köşesinde bile bir kelebeğin umuda kanat çırptığını duyabilirsin…

Manhattan’da bir sanat galerisi işleten Sera James’in çocukluğundan bu yana içinde taşıdığı tek bir tutkusu vardır. Hüzünlü mavi gözlere sahip, güzel bir keman virtüözünü tasvir eden gizemli tabloyu yeniden görmek…

Araştırmaları onu tablonun sırrını çözmesinde yardımcı olabilecek birine götürecektir. Söz konusu resimdeki kızın hikâyesini ise birlikte öğreneceklerdir. Avusturyalı keman virtüözü Adele Von Bron’un hikâyesini…

1942 yılında yüksek rütbeli bir Nazi subayının kızı olan Adele, hayallerini ve yüreğinde sakladığı aşkı riske atarak Viyena’daki masum insanlara kaçması için yardım ediyordur. Ancak kendisini tel örgülerle çevrili bir toplama kampında bulacaktır. Ve esir kemanın gözyaşları artık neşeyle değil, hayatları gaz odasında son bulan masumlar için hüzünle akacaktır.

Sera, Adele’in yürek burkan bu hikâyesinin ayrıntılarını keşfettikçe umudun yok olduğu yerlerde bile güzelliklerin açabildiğini öğrenecektir. Tıpkı toplama kampında ve kendi kederli kalbinde açabildikleri gibi…

Kelebek ile Keman, savaşın ürkütücü yanını, sonsuz fedakârlığı ve inancın yüceliğini muhteşem bir dille ortaya koyan bir başyapıt. Ağlayan kemanın sesine kulak verin…

“Farklı koşullar altında yaşanan zorlukları ve inancın gücünü anlatan muhteşem bir başyapıt. İkinci Dünya Savaşı dönemine ilgi duyuyorsanız, dahası Ellen Marie Wiseman’ın Erik Ağacı adlı eserini beğendiyseniz bu kitap da tam size göre.”

- Library Journal
Geçmiş ve günümüzün muhteşem harmanlanışıyla klasik bir Arkadya Yayınları kitabıydı...
Sanat galerisi sahibi Sera James, çocukluğunda görmüş olduğu keman virtüözünü tasvir eden bir tabloyu aramaktadır. Uzun araştırmaları Sera'yı William'a yönlendirir ve birlikte çalışmaya başlarlar.

Mavi gözlü, güzel keman virtüözü Adele Von Bron... Bir Nazi subayının kızı. Adele ve sevgilisi Vladimir Yahudilerin kaçmalarına yardım etmek için hayatını riske atar. İkisi de kendilerini bir Nazi kampında bulur. Birbirlerinin yaşadığından habersiz olsalar da iki sevgili yaşam mücadelesini kazanmak için elinden geleni yapacaktır.


Savaşı, umudu, fedakarlığı, inancı, aşkı ve müziği hissettirebilen bu kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Keyifli okumalar...
Ah...Bu kitap hakkında duygularımı,hislerimi yazıya nasıl dökerim bilemiyorum.BA-YIL-DIM! Boğazıma oturan yumrudan kurtulamadım,gözlerim sadece dolsa bile içim hüngür hüngür ağladı.Aşkı için tüm fedakarlığı gösterip asla yılmayan Adele ve Vladimir için,Auschwitz kampının dehşet dolu günlerinde gücünü asla kaybetmeyen müzisyen kadınlar için,kadınlara bir rehber olup onlara cesaret ve özgüven aşılayan Omara Kraus için...Sera ve Adele'in hikâyesinde ve cümlelerin güzelliğinde kayboldum.Kristy Cambron,derinden yaralayan,aşk,ihanet ve özlem dolu mükemmel bir kitabın altına imzasını atmış.Yazarın ilk kitabı olduğunu hiç hissetmedim,sadece "Tanrı'm" kelimesi o kadar çok geçiyordu ki biraz bunaldım.Ama bu demek oluyor ki kitap kötü,aksine su gibi akan,zihninize kazınacak,hüzünlü,mükemmel bir aşk romanı.Arkadya Yayınları'nın diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitap da geçmiş ve gelecek bağı kurulmuş.

1940'lı yıllarda genç,güzel bir keman virtüözü olan Adele Von Bron,yüksek rütbeli bir Nazi subayının kızıdır.Zengin ve şatafatlı hayatlarından pek memnun olmayan Adele,yoksul bir tüccarın oğlu olan Vladimir'e gönlünü kaptırır.Körkütük olan aşkına ilk başlarda karşılık bulamasa da Vladimir de zamanla ona aşık olur ve ikisi arasında Adele'in ailesinin onaylamayacağı yasak bir aşk doğar.İkisi de gizlice buluşup hasretlerini giderirler.Adele,Vladimir'in Viyana'daki Yahudilere yardım ettiğini öğrendikten sonra o da kendini ırkçılığa maruz kalan masum insanlara yardım etmeye adar.Ta ki yakalanana kadar...Adele ve Vladimir Yahudi olmamalarına rağmen onlara yardım ettikleri için yaka paça kampa sürgün edilirler.Üstündeki elbise,Vladimir'in verdiği kelebek tokası ve beraber çekildikleri bir fotoğraf dışında hiçbir eşyası olmadan Auschwitz kampına götürülen Adele,Omara adında bir kadınla tanışır ve ikisi sıkı bir bağ kurarlar.Adele,ağır işlerde çalışan ya da krematoryumda yakılan insanlara yardım etme isteğiyle yanıp tutuşsa da elinden keman çalmaktan başka bir şey gelmez.Zulüm gören insanlar için,Vladimir için,Tanrı için,Omara ve diğer müzisyen kadınlar için çalar da çalar...Gözyaşları kemana karışır,keman ağlar da ağlar...

Günümüz zamanlarındaki kadın karakterimiz ise Sera James.Adele'e göre daha neşeli,rahat bir hayatı bulunuyor.8 yaşında bir galeride rastladığı portrenin orijinalini bulabilmek için yıllardır çırpınıyordur.Bu portredeki kişi ise Auschwitz kampındaki Adele'den başkası değildir.Manhattan'da arkadaşı Penny ile bir sanat galerisi işleten Sera,onu tablonun orijinaline götürebilecek bir adamla tanışır: William Hanover.Tablonun bir kopyası William'ın büyükbabasında bulunuyordur.William ile bir görüşme yapan Sera,ilk başta adamın soğuk ve kibirli biri olduğunu düşünse de onun iç dünyasını keşfettikçe ona sevgi duymaya başlar.William ve Sera,Adele'in hikayesinin ardındaki sır perdesini aralayabilmek ve tablonun orijinalini bulmak için kolları sıvarlar.Peki onu düğün gününde terk eden eski nişanlısından sonra Sera,bir erkeğe yeniden güvenebilecek midir? Adele'in yaşam mücadelesindeki kayıp yapboz parçası bulunabilecek midir? Bu soruların cevabını bulabilmek için bu kitabın kapağını aralayın...

Kristy Cambron'un dili oldukça sıcak ve akıcı.Kendinizi bir sonraki sayfayı merak etmekten alamıyorsunuz.Hem sizi bir hüzün dalgası kaplıyor hem de tatlı tebessümler ediyorsunuz.Savaşın adaletsizliği,zulmü ve dehşeti çok güzel aktarılmış.Allah(onların dilinde Tanrı)'a olan inançlarını hiç yitirmeyen karakterler olması da beni çok mutlu etti.Yazar başarılı bir tarih öğrencisi olduğundan olsa gerek,tarihi betimlemeler ve mekan tasvirleri oldukça kuvvetliydi.Kitaptan birçok tarihi bilgi de öğrendim.Toplama kamplarında gerçekleşen zulme Erik Ağacı'nda tanık olmuştum ama kamplarda subayları ve misafirleri eğlendirmek için çalgı çalan bir kadın orkestrası olduğunu bilmiyordum.Bu kitap vesilesiyle öğrendim.Boğazımdaki acı his kitap boyunca hiç geçmedi.Kitabın ruhunu yudum yudum içtim.Olaylar tam bitti denilen yerden başlıyor ve kitabın sonunda soru işaretleri kafanızdan siliniyor.Sadece Sera&William ikilisinin akıbetinin tam olarak belirtilmesini isterdim.İkinci kitabı bekle dur şimdi.

Adele ve Vladimir'in saf aşkı da beni çok etkiledi.O kadar acı çektikleri halde aşklarından vazgeçmeyen iki yürek.Omara ve Adele'in dayanışması ve arkadaşlıkları da içime işledi.Aslında tüm roman ve karakterleri içime işledi.Uzun zaman zihnime kazanacak,acı ve umut dolu,orijinal bir hikaye.Bu kitaptan sıkılmanız imkansız.

Yayın evinin tasarladığı zarif ve çekici kapağına da hayran oldum.Arkadya Yayınları'nın en güzel kapaklarından biri bence.Sayfa kalitesi,ayraç ve iç tasarım her zamanki gibi muhteşemdi.Sadece bu sefer noktalamada ve yazımda çok hataya rastladım.Ve bu beni biraz hayal kırıklığına uğrattı.Yine de bu kadar güzel bir kitabı dilimize sunduğu için çevirmen Esra Yüksel'e sonsuz teşekkürler.

Ellen Marie Wiseman'ın Erik Ağacı kitabını çok sevdiyseniz Kelebek ile Keman'a bayılacağınızın garantisini verebilirim.Adele ve Vladimir beni Christine ve Isaac'den daha fazla etkiledi.Erik Ağacı'nın Nazi vahşetini daha ayrıntılı ve korkunç anlattığı doğru ama Erik Ağacı daha çok savaşın doğurduğu sonuçlara odaklanıyor,Kelebek ile Keman ise sanat,aşk,ihanet,dostluk,aile bağları gibi çeşitli konulara ev sahipliği yapıyor ve sizi kasvete boğdugu kadar tebessüm de ettiriyor.Müzik,aşk,fedakarlık,ihanet,arkadaşlık ve güvenle harmanlanan yürek yakıcı bu kitabı ve de Erik Ağacı kitabını herkese tavsiye ederim.İkisi de umudun ne yaralar kapatacağını anlatan güzel kitaplar.Herkese bol okumalı ve huzurlu günler diliyorum.

"Yüreğinin en ıssız köşesinde bile bir kelebeğin umuda kanat çırptığını duyabilirsin."

Bölümler arasında günümüz ve geçmiş hikayelerini okurken buruk bir aşk hikayesine ve cesaret,aşk,sanat ve inançla kalplerin nasıl iyileştiğine şahit olacaksınız.

-Publishers Weekly

Farklı koşullar altında yaşanan zorlukları ve inancın gücünü anlatan muhteşem bir başyapıt.İkinci Dünya Savaşı dönemine ilgi duyuyorsanız,dahası Ellen Marie Wiseman'ın Erik Ağacı adlı eserini beğendiyseniz bu kitap da tam size göre.

-Library Journal
-Bir romandan daha fazlası-
--Kaçırmayın--
**Gerçekler**
Bir çoğunuz Maria Mandel adını duymuşsunuzdur. Alman SS subayı ve Auschwitz-birkenau Kadınlar Orkestrasının kurucusudur.
Onlar müzik yapmaya zorlanırken, gözleri önünde hergün insanlar çalışma yerlerine gitmiş, gelen her trenle mahkumlar ayıklama denilen kısımda hayatta mı kalacak gaz odasına mı gönderilecek diye kadar verilmiştir ve son zamanlarda direk gaz odalarına gönderilmişlerdir. Bu durumda binlerce insan gözlerinin önünde katledilirken elleri parçalanan orkestra üyeleri hergün müzik yapmakla kalmayıp işkencecileri olan Nazilere de gösteriler sunmuşlardır.

Alma Rose gibi ünlü keman sanaçsına da kitapta yer verilmiştir. Alma kadınlar orkestrasının ilk şefidir ve bir mahkumdur.

Sonderkommando (Mahkum krematoryum çalışanları) adlı grubun auschwitz de ki isyanına içlerinde bulunduğu durumlara rağmen insanların cesaret edebildiklerine kitabında yer verdiği için yazara teşekkür ediyorum..
**-Gelelim Kitaba-**
Yazarın ilk kitabı ve sanat tarihi bölümü mezunu oluşundan mıdır bilemiyorum öykü olağanüstü bir akıcılıkla kaleme alınmış.
Kurgu ve tarihi gerçekler birbirine mükemmel ölçüde bağlanmış.
Bir yanda Nazi subayının kızı Adele'in hayatı diğer yanda Adele'in hayatını, gizemini çözmeye ve kendi yolunu bulmaya çalışan Sera'yı kesinlikle çok seveceksiniz.

Kitabın hiçbir eksiği ve kusuru yok. Eğer ki Tarihi kurgulardan özellikle içinde direk tarihi gerçeklerin,dönemin karakterlerinin bulunduğu ve kaleme alındığı eserlerden okumak istiyorsanız kesinlikle kaçırmayın tavsiye ediyorum..
Spoi içerebilit.Blogumdan alıntılama yapıyorum.Bilgilerinize.

Günümüzde Sera'nın bir galerisi var.Geçirdiği bir üzüntüden sonra kendini işine vermiş ve çocukluğundaki bir tabloyu arar.Üzgün bakışlı bir kızın tablosu'nun peşine düşer.Bu peşine düşmeyle de yolları William ile kesişir ve William'da bu tabloyu aramaktadır.Geçmişte ise William ile Adele'nin bağlantısı ve aşkları anlatılmakta.

Tablodaki o kız Adele'dir.Adele,İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman İmparatorluğunun ordusuna generaldir.Kendisihem üniversite öğrencisi hemde orkestrada keman virtiözü'dür.Adele,Yahudi bir arkadaşını ve ailesinin kaçmasına yardım etmeye çalışırken yakalanır ve Auschwitz Toplama Kampına gönderilir.Oradaki zorlu hayatı görür ve o zorlu hayata müziğe tutunarak ve sevdiği adamın yaşadığını ümit ederek tutunur.

William,Sera ve Adele'nin hayatlarına,bir araya gelişlerini ve üçününde nasıl hayatlarının kesiştiği anlatılmakta.Bu kitap ile ikinci bir şansa ve umutların var olduğuna bir kez daha inancım arttı.Keyifli okumalar. :)
Dönem kitaplarını severim. Arka kapak yazısını okuyunca bu kitabı da beğeneceğimi düşündüm. Ama bence kitap dönemi anlatmaktan ziyade yaşanan aşkları anlatmış. Kötü bir kitap diyemem ama benim beklentilerimi karşılayamadı.
Ünlü keman virtüözü Adele Von Bron ve Vladimirin hikayesi. 1940'lar çizilen bir tablo ve onun esrarını arayan Sera. Birbiriyle bağlantılı günümüz geçmiş hikayelerinden. Nazi kampında geçen bir hikaye. Oldum olası gerçekleri anlatan kitapları çok sevdim. Bu kitapta sevdiğim beni etkileyen bir kitap oldu. Kesinlikle okumalısınız. Kitap sıkılmaya fırsat vermeden bir çırpıda bitiyor.
2. Dünya Savaşı ve Nazi Avusturyası...
Böyle deyince ben savaş kitapları sevmiyorum diyenler oluyor ancak bu kitap savaş kitabı değil. Bir anda altüst olan hayatlar, zengin ve el bebek gül bebek büyümüş bir Alman kızının Nazi Kampına düşmesini konu alıyor. Mağdur insanlara yardım etme aşkıyla yanıp tutuşan bir keman virtözü... Adele!
Adele ve ağlayan kemanı... Neden mi ağlayan keman? Kampta insanlar gaz odalarına götürülürken bile kemanını çalmak zorunda. Nefret ediyor ama dayanmak zorunda. Küçücük çocukların gözünün önünde öldürülmesine katlanmak zorunda... Bu cezayı hak edecek ne mi yaptı? Arkadaşının ailesini bu zulümden uzak tutmaya çalıştı, ancak yakalandı.
Umudunu yitirecekti ki gerçek annesinden daha fazla iyilik gördüğü kadın onu hayata döndürdü... Omara!
Şüphesiz Omara kitapta en sevdiğim karakter.
Ve Vladimir... Adele'in aşkı... İmkansızı... Yürek sızısı... Adele, Vladimir'in Kelebeği...
Aşk, acı, hüzün, umut, umutsuzluk, sevgi, nefret, mecburiyetler... Savaş kitabı değil, çaresizliğin içinde ufacık kalmış bir umut parıltısı kitabı. Ve bir şey söyleyeyim mi? Bu olaylar tamamen gerçek...

Diğer tarafta,
savaş ortasında çizilen bir resim ve tablonun sırlarını bulmaya çalışırken kesişen yollar... Sera ve William!

Bıraksalar daha uzun uzun anlatırım ancak bundan sonrasını siz okuyun. Bu kitapla tanışın kesinlikle pişman olmayacaksınız.
Merak uyandırıcı ve akıcı bir kitap. Kesinlikle tavsiyedir.
Yüreğinin en ıssız köşesinde bile bir kelebeğin umuda kanat çırptığını duyabilirsin... Manhattan'da bir sanat galerisi işleten Sera James'in çocukluğundan bu yana içinde taşıdığı tek bir tutkusu vardır. Hüzünlü mavi gözlere sahip, güzel bir keman virtüözünü tasvir eden gizemli tabloyu yeniden görmek... Araştırmaları onu tablonun sırrını çözmesinde yardımcı olabilecek birine götürecektir. Söz konusu resimdeki kızın hikayesini ise birlikte öğreneceklerdir. Avusturyalı keman virtüözü Adele Von Bron'un hikayesini.. 1942 yılında yüksek rütbeli bir Nazi subayının kızı olan Adele, hayallerini ve yüreğinde sakladığı aşkı riske atarak Viyena'daki masum insanlara kaçması için yardım ediyor. Ancak kendisini tel örgülerle çevrili bir toplama kampında bulacaktır. Ve esir kemanın gözyaşları artık neşeyle değil, hayatları gaz odasında son bulan masumlar için hüzünle akacaktır. Sera, Adele'in yürek burkan bu hikayesinin ayrıntılarını keşfettikçe umudun yok olduğu yerlerde bile güzelliklerin açabildiğini öğrenecektir. Tıpkı toplama kampında ve kendi kederli kalbinde açabildikleri gibi... Adele ve Sera'nın hikayelerini paylaşmak isterseniz bu kitaba bir göz atın
"Hikâyeler ardımızda bıraktığımız mirasımızdır. Kalbimizde taşıdığımız sevgi sayesinde günahkâr bir dünyada çiçekler açmaya devam etmektedir," diyordu sevgili Kristy Cambron eserini noktalarken. Sahiden, sevgi günahkâr bir dünyada çiçekler açmasını sağlar mıydı? Mesela bir savaşta kan gövdeyi götürürken, kıyılırken nice insana, birinin içindeki küçücük sevgi yeryüzünü çiçek bahçesine dönüştürebilir miydi? Yahut tüm çirkin yüzünü gördükten sonra şu dünyanın, insan içindeki sevgiyi yaşatabilir miydi? Bunca nefretle sarılmışken yeryüzü, insan yüreğinde sevgi yeşerebilir miydi?

Sevgili Kristy Cambron'un kaleminden Kelebek ile Keman eseri, içinde barındırdıkları, esin kaynağı olan gerçekler ile kurgunun muazzam harmanı ile insanın yüreğinde taşıdığı sevgi sayesinde belki tüm dünyada değil ama kendi yarattığı dünyasında en korkunç şartlarda bile çiçekler açmasını sağlayabildiğini somut bir örnek olarak karşımıza koyuyor. Bunu yaparken ise bugüne kadar okuduğumuz II. Dünya Savaşı'nda Nazi zulmünü konu alan pek çok kitaptan ayrılarak gönül kitaplığımızda kendine ayrı bir yer açmayı da ihmal etmiyor. Zira Kelebek ile Keman, Nazi kamplarına bambaşka bir bakış açısı aralayarak, okurunu farklı ve bilinmeyen bir gerçekle yüzleştiriyor: Sanat!
Nazi zulmünün ortasında bir kamptaki depo ve tahrip edilmiş eski barakalardan 1.600'den fazla sanat eseri çıktığını, her gün binlerce insanın ölüme gidişine tanık olarak hayatta kalmak için yeteneklerine tutunan bir orkestra olduğunu biliyor muydunuz? Şaşırdınız, öyle değil mi? Savaşın, soykırımın ortasında katledilecek binlerce insanın her şeye rağmen, o korkunç şartlar altında sanata sarılmaları ve o dehşet dolu, insanlık dışı şartlarda hikâyelerini tüm çıplaklığı ve çarpıcılığıyla bugünlere miras bırakmaları kalbimizde taşıdığımız sevgi sayesinde günahkâr bir dünyada çiçekler açmaya devam ettiğini, edebileceğini gözler önüne seriyor.
Sanat Tarihçi Kristy Cambron, Auschwitz- Birkenau kampından günümüze ulaşan sanat eserlerinin ve orkestra sanatçılarının hikâyesini genç keman virtüözü Adele Von Bron ve Adele'in tablosunun peşine düşen galeri sahibi Sera James üzerinden, geçmiş ve gelecek arasında köprü kurarak okuruna aktarıyor; her bir noktayı ince ince bir nakış işler gibi işleyerek kaleme alıyor. II. Dünya Savaşı sırasında yüksek rütbeli bir Nazi subayının genç ve yetenekli keman virtüözü olan Adele, hayatını ve aşkını riske atarak Viyana'daki Yahudilerin kaçmasına yardım ederken babasına yakalanır ve yaptığı hainliğin bedeli olarak kendisini Auschwitz toplama kampında bulur. Tutkuyla çaldığı kemanı artık onu hayata bağlayacak tek şeydir ve Adele'in müziğe sarılmaktan başka şansı yoktur. Peki, her gün binlerce masum insan gözlerinin önünde ölüme giderken yahut her an ölümün nefesini kendi ensesinde hissederken Adele buna dayanabilecek midir? Öte yandan,çocukken görüp vurulduğu hüzünlü bir çift mavi gözün kusursuzca resmedildiği bir tablonun peşinden yıllarca koşan Sera tabloya ulaşabilecek ve Adele ve nicelerinin hikayesini gün yüzüne çıkarabilecek midir? İşte tüm bu soruların ve daha fazlasının cevabı kitabın sayfalarında gizli.

Her bir satırında bu dokunaklı hikayenin bir parçası olmaktan kendinizi alamayacağınız, geçmiş ve gelecek, gerçek ve kurgu arasında geçişler yaparken kitabın ne denli ilmek ilmek işlendiğini bir kez daha anlayıp, kitabı okumaktan çok yaşayacağınız; velhasıl kitabın kapağını kapattığınızda bugüne kadar okuduğunuz pek çok Nazi dönemini konu alan roman arasında gönül kitaplığınızda ayrı bir yer açacağınız bu güzel esere bir şans vermenizi tavsiye ediyorum. Kitabınız bol, keyfiniz daim olsun
İkinci Dünya Savaşı dönemi hikayelerini sevenler için güzel bir kitap. Kamplardaki yasamlara gözyaşlarınız ile eşlik edeceksiniz. Vladimir ve Adale'nin hikayesi sizi sarsacak.
Polonya’da 1940-1944 arasındaki Yahudi Soykırımı. Dünyası alt üst olan insanlar. Yaklaşık 1,5 milyon ölen insan. Bitmek bilmeyen acılar, korkular, çaresizlik, işkenceler, sefalet ve gaz odalarıyla yapılan katliamlar. Günümüz geçmiş şeklinde anlatılan konu etkileyiciydi benim için.
Toplama kampiyla ilgili yüzeysel bilgim vardi.kitabi okudukca hem ögrendim gercekleri hem üzüldüm. Gerçekçi dille anlatmiş.. sevdiği için kendini tehlikeye atan,esir kampına düşen gencecik kızın hikayesi beni çok etkiledi.bir de Omara tabiiki.. Kampta yaşananlar anlatildikca gözümde canlandirdim ve moralim bozuldu.. ilk kitap bisey beklenmez demeyin.
Onun için aşk,kalpi paramparça olduktan sonra rafa kaldırdığı tehlikeli bir duyguydu.
Kristy Cambron
Sayfa 181 - Arkadya Yayınları
Çünkü onun için aşk, kalbi paramparça olduktan sonra rafa kaldırdığı tehlikeli bir duyguydu.
Kristy Cambron
Sayfa 181 - Arkadya Yayınları
Para...Mevki...Güç...Bunların hayatın vitrininde sergilenen içi boş şeyler olduğunu ikimiz de biliyoruz.Sence bunlar bir kalbi,bir ruhu tamamlamaya yeter mi?
Kristy Cambron
Sayfa 426 - Arkadya Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kelebek ile Keman
Alt başlık:
Hidden Masterpiece Serisi 1
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
456
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051881812
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Butterfly and the Violin
Çeviri:
Esra Yüksel
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arkadya Yayınları
Yüreğinin en ıssız köşesinde bile bir kelebeğin umuda kanat çırptığını duyabilirsin…

Manhattan’da bir sanat galerisi işleten Sera James’in çocukluğundan bu yana içinde taşıdığı tek bir tutkusu vardır. Hüzünlü mavi gözlere sahip, güzel bir keman virtüözünü tasvir eden gizemli tabloyu yeniden görmek…

Araştırmaları onu tablonun sırrını çözmesinde yardımcı olabilecek birine götürecektir. Söz konusu resimdeki kızın hikâyesini ise birlikte öğreneceklerdir. Avusturyalı keman virtüözü Adele Von Bron’un hikâyesini…

1942 yılında yüksek rütbeli bir Nazi subayının kızı olan Adele, hayallerini ve yüreğinde sakladığı aşkı riske atarak Viyena’daki masum insanlara kaçması için yardım ediyordur. Ancak kendisini tel örgülerle çevrili bir toplama kampında bulacaktır. Ve esir kemanın gözyaşları artık neşeyle değil, hayatları gaz odasında son bulan masumlar için hüzünle akacaktır.

Sera, Adele’in yürek burkan bu hikâyesinin ayrıntılarını keşfettikçe umudun yok olduğu yerlerde bile güzelliklerin açabildiğini öğrenecektir. Tıpkı toplama kampında ve kendi kederli kalbinde açabildikleri gibi…

Kelebek ile Keman, savaşın ürkütücü yanını, sonsuz fedakârlığı ve inancın yüceliğini muhteşem bir dille ortaya koyan bir başyapıt. Ağlayan kemanın sesine kulak verin…

“Farklı koşullar altında yaşanan zorlukları ve inancın gücünü anlatan muhteşem bir başyapıt. İkinci Dünya Savaşı dönemine ilgi duyuyorsanız, dahası Ellen Marie Wiseman’ın Erik Ağacı adlı eserini beğendiyseniz bu kitap da tam size göre.”

- Library Journal

Kitabı okuyanlar 53 okur

  • Sesim cemre toker akbay
  • Radiye
  • mesude sert
  • Nurhan ŞENGÜL KILINÇ
  • Bizimmahalleninkitapcisi
  • Seniye Yüksel
  • Miray inal karaaslan
  • nihan kibar
  • Sueda
  • Derya Akçay

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10
14-17 Yaş
%15
18-24 Yaş
%15
25-34 Yaş
%25
35-44 Yaş
%25
45-54 Yaş
%5
55-64 Yaş
%5
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%100
Erkek
%0

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40.6 (13)
9
%28.1 (9)
8
%15.6 (5)
7
%12.5 (4)
6
%3.1 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0