·541 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Ocak 2022 20:53 #lüsyen Şair-i Azam (Şair-i Dahi) #abdulhakhamittarhan ’ın tarihe gömülmüş aşkının ve Osmanlı’nın son dönemleri ile Cumhuriyetin ilk dönemlerini yansıtan, fotoğraflarla, Lüsyen’in anıları ile güzelleştirilen bir #belgeselroman niteliğinde bir #biyografikroman .
Türk edebiyat tarihiyle, Türk klasikleriyle ve dönem kitaplarıyla ilgilenen kitapseverlere şiddetle tavsiyemdir. Kitap beni o kadar etkiledi ki tarihe gömülen milli değerlerimiz vicdanımı sızlattı ve romanın sonunda gözyaşlarıma hakim olamayıp için için ağladım. #candündar kalemini sevdim ve gazeteciliği sayesinde, araştırmalarının neticesinde ortaya çıkan diğer kitaplarını da okuyup yeni şeyler öğrenmeye devam etmeyi istiyorum.
️Tarhan’ın biyografisinden bana en ilginç gelen kısımlar:
Şair, yazar ve diplomat olan #abdülhakhamidtarhan ’ın Victor Hugo, Oscar Wilde gibi dünyaca ünlü yazarlarla da yolu kesişmiş.
İngiltere, Belçika gibi çeşitli ülkelerde Osmanlının büyük elçiliğini yapmış. İngilizce ve Fransızcayı çok iyi bilen Tarhan son derece kültürlü ve etkileyici olduğu kadar kaprisli ve narsist bir kişilikmiş.
Tahran büyükelçisi olan babasını 15 yaşındayken kaybetmiş. İlk eşi Türk, çocukları da Türk eşinden olmuş. İlk eşinin verem yüzünden Tahran’da ölümü üzerine yazdığı şiir, #Makber en beğenilen şiiri. Daha sonra İngiliz sosyetesinden bir kadınla evlenmiş ve ne yazık ki aynı hastalıktan ikinci eşini de Londra’da kaybetmiş. Kendisi gibi diplomatik göreviyle Amerika’da Osmanlıyı temsil eden oğlunu da Washington’da toprağa vermiş. Akranları da hep ondan önce ölünce, ölüm korkusu yüzünden son zamanlarında uykusuz geceler geçirmiş. Vefat ettiğinde 85 yaşındaymış.
Kendisi 60 yaşlarında olduğu sıralarda, yaşça çocuklarından bile küçük olan 18 yaşındaki Belçikalı Lüsyen ile evlenmiş. Aralarındaki 42 yaş farkın doğal fiziksel yansımalarından dolayı; onları tanımayanlar, Lüsyen’e Hamit için “babanız” diye hitap ederlermiş. Maalesef ki evlilikleri süresince eşlerinin gençlik ve güzelliğine rağmen, gece hayatından, hovardalıktan ve içkiden hiç vazgeçmemiş.
Budapeşte’de bulundukları sırada kaldıkları otel ısıtılmadığı için Lüsyen’le duşta sıcak su buharıyla ısınıyorlarmış. Oteldeki battaniyelerden de iç çamaşırları dikmişler. Zor zamanlara, parasızlığa, savaşın olumsuz şartlarına birlikte göğüs germişler.
Yakup Kadri’nin sadece bir içki içmek için yanıp tutuştuğu Fransız güzelini o Yakup Kadri’nin gözü önünde -her zaman yaptığı gibi- kısa sürede tavlamış ve her gece bardan arkadaşlarının kıskanç ve hayran bakışları altında o güzelle çıkmaya başlamış.
Osmanlı dönemini de cumhuriyet dönemini de yaşamış ve her dönemin ileri gelen adamının yanında olmayı başarmış. Her yeni şarta ayak uydurmayı başararak “her devrin adamı” olarak anılmış.
Atatürk 1. Dünya Savaşı döneminde Alman komutanlarla anlaşamayınca İstanbul’a karargaha çağrılır, İstanbul’da Tarhan’ın evini kiralamaya gelir ancak Berlin’e görevlendirildiği için o evi kiralayamaz. Tarhan’la da ilk defa orada tanışırlar ve cumhuriyet döneminde TBMM’de milletvekili olması sebebi ile sık sık bir arada bulunurlar.
#NazımHikmet tarafından başlatılan “Putları Kırıyoruz” kampanyasında ilk hedef alınan eski şair Hamit’ti. Hamit, Nazım’a diğerleri gibi küfre yakın cevaplar vermektense; onu akşam yemeği ile evinde sıcak bir karşılamayla ağırladı. Ona kendisinin de divan edebiyatını bitirdiğini şimdi sıranın Nazım’da olduğunu söyledi. Sonunda Nazım onu takdir etti ve adeta özür dileyen “Öptüğüm El” başlıklı bir yazı yazdı.