·516 syf.····Okunma: 29 Ocak 2022 00:00 Bir okumak için kendimi toparlayamadığım kitap... Sınavlar yüzünden erteledim erteledikçe de elime bir daha alamadım. Kitabın genelinden bahsetmek istiyorum biraz. Konu olarak güzel ama olayların ele alınış biçimi beni çok tatmin etti mi tartışılır. Yazarın anlatımı hafifti fakat genelini okurken bir ağırlık çöktü resmen üzerime. Ara tatilde okumasaydım derslerle birlikte yürümezdi gibi hissediyorum. Eğer çok aktif bir dönemdeyseniz okumanızı tavsiye etmem fazla uzuyor kitap.
Kitabın sonu kişiden kişiye iyi ve ya kötü bitebilecek bir kitap. Açıkcası beni tatmin etti. Hiç spoi almadığım için ayrı bir zevkle okudum. Spoi alsaydım sanırım yarım bırakırdım. O kadar olayın sonunda neden böyle oluyor falan diye. Spoi almazsanız sırf sonu için okunur.
Kitabı güzelleştiren başka bir şey ise çok içten olmasıydı sanırım. Hayatın tamamen içinden çıkmış gibiydi. Yazarın dili notları vesaire... Sanki Orhan Pamukla tanışmışız ve kitabı ondan bir konuşma olarak dinliyormuşum hissi uyandırdı bende. Zaten son sözde bahsetmiş. Tuzluktan kolanya şişesine, tombaladan arabaya kadar hepsi yaşadığı olaylardan ya da romana katmak için topladığı gerçek eşyalardan esinlenmiş. Karakterleri de kendi ve ailesinin çevresinden esinlenerek yazmış. Sanırım bana okurken bu yüzden samimi geldi.
Hayatını bu kitaba ve müzeye adamış resmen. (Müze gerçek kitapta füsun ve ailesinin yaşadığı evi gerçekten satın almış kitabı bundan sonra yazmış ve müzeye çevirmiş.) Şeylerin Masumiyeti adında yazdığı kitabı müzedeki tüm eşyaları ve neden orada olduklarını( kitaptaki işleviyle) anlatıyor. Ayrıca Kitabın yayımlanmasından sonra İngiliz bir belgesel yönetmeni tarafınfan kitapta geçen başka bir karakter ağzından Hatıraların Masumiyeti adında bir belgesel çekmiş
Ayrıca Orhan Pamuğa sorulan Kemal sen misin sorularına verdiği cevabı aşağıya koymak istiyorum çok güzel cevaplamış.
Müze 2012 yılında açıldıktan sonra da çok sık karşılaştığım "Orhan, sen Kemal misin?" sorusuna olumlu bir cevap verebilmeyi istedim. Belki de bu yüzden şu cevabı geliştirdim: "Evet ben de çocukluğumu ve ilkgençliğimi 1950-90 arasında romanda anlattığim Nişantaşlı burjuvalar arasında geçirdim. Kemal'in ailesi, dostları benim aileme, yakın çevreme: gittiği, yaşadığı yerler de benim gittiğim, bulunduğum yerlere çok benzer. Sonra ama hem ben hem Kemal yaşadığımız sınıftan, çevrelerden dışarı itildik Bir anlamda sınıfımızın dışına düştük. Kemal, Füsun'a olan aşkı yüzünden; ben, edebiyat sevgim ve siyasi durumlar yüzünden. İkimiz de pişman değiliz."
Bundan Sonrası Tamamen Spoiler
Kitaba şöyle bir bakacak olursam Kemalin 30 lu yaşlarını ve ölene kadar yaşadıklarını anlatıyor desem yanlış olmaz sanırım. Ana Karakterimiz Kemal. Kemal Efendimiz(32) uzaktan akrabası olan tezgahtarlık yapan Füsun'a (18) abayı yakar. Füsun da Kemal e karşı boş değil tabii.
Füsun üniversite sınavına hazırlanıyor bu sırada. Kemal de ona matematik çalıştırmaya başlıyor Füsuna yakın olmak amacıyla. Amacına ulaşır. Füsuna hem matematik dersi verir hem de onunla bir ilişkisi olur. Buraya kadar her şey güzel ama Kemal Beyimizinde Sibel ile sınavdan önceki gece nişanı vardır. (unutmuş olsa gerek)
Nişana Füsun ve ailesi de katılır. Birde üstüne dans ederler. Bu Kitabın kapağında yazdığı gibi hayatının en mutlu anı olduğunu ama farkedemediğini söylüyor. Her güzel şeyin bir sonu olsa gerek bu nişandan sonra Füsun ne Merhamet Apartmanına( buluştukları yer) bir daha gider ne de Kemal ile görüşür. Kemal karalar bağlar güzel sevgilisine ulaşamadığı için.
Herkesin farkettiği bu şeyi nişanlısı Sibel de fark eder. Gel zaman git zaman derken Kemal Füsunu unutamaz. Ve bu ilişkisini Sibele açıklar.
Kitabı okurken Sibelin de dediği gibi uzun bir süre Kemal in Füsuna olan ilgisini takıntı diye adlandırdım. Ama kitabı okudukça bunun yanlış olduğuna karar verdim.
Sibel Kemal i bu takıntısından kurtarmaya çalışır ama başaramaz. Nişanı atarlar. ve 30 yıl ne Sibel Kemali, ne Kemal Sibeli görür.
Söylemeden geçemeyeceğim Füsunu öldü sanmıştım bir 80 sayfa kadar göremeyince. Ama ölmemiş.
Kemal ailesini ve Füsunu bulup ziyarete gider hatta amacı evlilik teklifi etmektir. Ama bu planları yaparken Füsun un evlenmiş olduğundan haberi yoktur zavallıcağızın. Füsun un kocası Feridun reklam film işinde. Kemal Feridun a yardım etmek bahanesiyle sürekli görüşürler. bu görüşmeler 8 yıl boyunca sürer. Haftada 4 gün evlerine gider. 1593 geceyi evlerinde geçirir.
Kitapta film çekme olayı çok uzatılmış. Ama elde ne mi var? Feridun un artis sevgilisi Papatya.
Füsun ve Feridun anlaşmalı boşanır ve bu azimli aşıkların arasında hiç bir engel kalmaz. Ama o da ne İstanbul dışına çıkmamış Füsun Avrupa seyahati ister. Ultra zengin beyimiz ise kabul eder. Ülkeden çıkmadan önce kaldıkları otelde nişanlanırlar. sabahına sarhoş Füsun araba kullanırken bir köpek yüzünden bir ağaca çarpar ve bu kaza sonrası hayatını kaybeder. Kemal ise 6 hafta komada kalır. Ve Füsunun ardından 20 yıl daha yaşar.
Bu süre boyunca 8 yılda Füsunların evinden yürüttüğü eşyaları, sigara izmaritlerini, ona aldığı takıları ve daha bir çok şeyi bu 8 yılın geçtiği evle birlikte bir müzeye dönüştürür. Füsunun elinde tuttuğu tuzluğu, süs eşyalarını kolonya şişelerini, ayva rendesi gibi daha bir çok şeye çok değer vermiş ve bu müzeye koymuştur.
Füsundan çok emin değilim ama Kemal çok güzel sevmiş. Okurken çok saygı duydum. Sigarayı söndürüşünden bile Füsun un ruh halini çözümser ve ona göre davranırmış.
Füsun öldükten sonra Müzeyi gezenler onları anlaması için her olayın yazdığı bir kitap haline dönüştürmek ister. Bunu da Orhan Beyden(yazarımız) ister. Orhan Beyde olayları Kemal ağızından bir kitaba döker.