Tarih, siyaset, psikoloji derken sıkıldım sanırım. Ya okumaya ara verecektim ya da kafamı dağıtacak farklı bir kitaba yönelecektim. Ve ben ikinci seçeneği odak noktası aldım, kitap olarak ise Her gün romanını tercih ettim.
Konumuz kısaca her gün farklı bir bedende uyanan bilinç ( buraya bilinç demek doğru olacaktır ) - kim olduğunu bilmeden sadece bedenine girdiği kişinin hayatını ve anılarını yaşayan, sonrasında o bedenden çıkıp farklı bir bedeni bulan. Bunlar her ne kadar okuyucu için sürükleyici olsa da sizi ister istemez aynı şeyi yaşasanız neler hissederseniz düşüncesine sevk ediyor. Ve bir hayatınız olmayacağını bilmek sizi ürkütür mü bunu düşünüyorsunuz.
Tabi bir de işin duygusal boyutu var. Bir kişinin görüntüsünü umursamadan sadece düşünceleri, karakteri için sevebilir misiniz?
Biz insanoğlu her ne kadar dış görünüşün önemi yok desek de gerçekçi bir yaklaşımla bakıldığında önemsiyoruz. En basitinden biyolojik olarak uyum önem arz ediyor.
Hal böyleyken kitabı okumak keyifli, hayal etmek keyifli.
Gerçekçi olmak, olaylara mantık çerçevesinde yaklaşmak insanı mutlusuzluğa sürüklüyor ayrı bir mesele.
Bir an önce bitirmek isteyeceğiniz güzel bir kitap.