Puan vermedi·432 syf.····Okunma: 31 Ocak 2022 14:45 Merhabalar
Uzun zaman sonra Nietzsche Ağladığında'nın incelemesi ile geri döndüm.
Bu kitabı okumaya beni Nietzsche'nin felsefesine duyduğum ilgi kadar, kitapta Sigmund Freud'un da yer alması çekti. Psikiyatri ile ilgili şeyler okumayı çok seviyorum ve Freud da psikanalizin kurucularından. Bu yüzden Freud'un kuramlarının da yer alacağını düşünmüştüm. Fakat kronolojik sıralamaya göre de Freud'un yaşından dolayı kitapta bu kuramlarının daha yeni yeni filizlendiğine şahit oluyoruz.
Asıl kahramanlarımıza gelirsek Breur bir tıp doktoru ve Nietzsche de yaşadığı zamanda anlaşılamayan, gelecekte fikirlerinin parlayacağı bir filozof. Nietzsche ve Breur'un gerçek hayatta da aynı zaman dilimlerinde yaşadıklarını fakat tanışmadıklarını söylemekte fayda var. Yazar gerçek ve kurguyu çok iyi harmanlamış burada . Romanımızda bu iki kişinin yolları bir kadın sayesinde kesişir. Kadının dediğine göre Alman felsefesine yön verecek bu büyük filozofumuz -ki sadece Alman felsefesine değil dünya felsefesine yön verdi- ümitsizlik hastalığına yakalanmıştır ve Breur'dan bu filozofa yardım etmesini ister. Bu ricaya evet demek kolaydır fakat Nietzsche gibi yardım istemeyi güçsüzlük olan gören, insanların bencil varlıklar olduğuna kanaat getirmiş, ihanete uğramaktan korkan birine yardım etmek pratikte çok zordur. Breur bunu ustalıkla çözer ve o da Nietzsche'den yardım ister. Nietzsche ona içindeki hakikati bulması için yol göstermeye çalışır bir yandan da aslında onda kendisini görmektedir. Çünkü ikisi de aynı hastalıktan şikayetçidirler. Breur daha sonra yaşadığı hayat düzenini bozmadan seçimlerinin özgür olduğu bir dünya oluşturmayı başarır ve bu deneyiminden çıkardığı sonuçlar, bu sonuçların sonucunda Nietzsche'nin itirafları insanı hayatı sorgulamaya iten fikirler.
Çoğu zaman hayattaki seçimlerimizin bize ait olmadığını düşünüyoruz, yeniden başlasak bir şeylere, hep bir şeyler daha farklı oluyor hayal dünyamızda. Sanırım yaşın da ilerlemesiyle bunlar daha da gün yüzüne çıkıyor. Bunun acısını, öfkesini çoğu zaman gerçek sahibi olan zamana da yönlendirmiyoruz, aklımızdaki kurban hep başkası oluyor. Kitapta bu konuya olan bakış açısı çok güzeldi.
Ben Nietzsche ve Breuer' in felsefi konuşmalarını okurken zevk aldım. İnsan bir cümlenin üstüne uzun uzun düşünebiliyordu.
Kitabın başından beri Nietzsche'nin o soğuk, güçlü, kendinden emin tavrının ardında bana yapay görünen bir şeyler vardı hep sanki onun İnsan olup da hiçbir ilişki kurmaması, sosyallige ihtiyaç duymaması ve bunu yüceltmesi gibi. Kitabın sonunda Nietzsche'nin kendiyle bu konuda yüzleşmesi, itirafları beni bu konuda tatmin etti.
Ben bu kitabı herkesin okumasını çok isterim. Üzerine düşünülecek ve hayatınıza yön verecek bir kitap. Ben kendi adıma konuşacak olursam yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.
Amor fati