‘Okumak yüzünü kapatmaktır, yazmaksa yüzünü göstermek.’ diyen Güney Amerikalı bir yazarın kitabı bu. Yazıyor ve biz onun suretini görüyoruz.
Kitap ‘Bir keresinde kayboldum.’ diye başlıyor ve biz de kayboluyoruz onunla birlikte. Yolculuk upuzun ama roman kısacık, bir yudumda bitiveriyor. Kahramanımızla birlikte hatıralamıza açılan yollarda yürürken bir yandan da siyasal baskının , çatışmaların , depremin yaşandığı Şili topraklarını anlamaya çalışıyoruz. Karakterlerin hepsi sanki tanıdık, öylesine hayatın içinden. Okyanus aşırı bir ülke bahsi geçen ama sanki bizim de yaşadığımız bir yer.
‘Büyükler öldürürken ya da ölürken biz köşede resim yapıyorduk. Ülke paramparça olurken biz konuşmayı, yürümeyi, peçeteleri katlayarak kayık ve uçak yapmayı öğreniyorduk. Roman örülürken biz yok olmak için saklambaç oynuyorduk.’
Oyunlar tatlı mıydı, gerçek çok mu uzaktaydı?