Puan vermedi·352 syf.····Okunma: 08 Mart 2021 20:12 Bazı kitaplar hop oturtup hop kaldırır insanı. 1984 işte tam da bunu yaptı bana. Winston Smith'in 40 yıllık yaşamının sonunda kendine karşı kazandığı zafer ve Büyük Birader'e olan akılalmaz inancı beni çok derinden etkiledi.
Yaratılmaya çalışılan bir dünya düşünün ki içinde insana özgü hiçbir güzelliğin olmadığı, duyguların hapsedildiği, aklınızdan geçen tek bir kelimenin düşünce suçu sayıldığı, korkularınızın üzerine gidildiği apaçık bir kıskaç. Smith'in hayal ettiği kurtuluş, umut ettiği gelecek ya hiç yoksa? İnsanların elinden kendine ait ne varsa alınırsa o insan sağlıklı kalabilir mi? Kitap ütopik roman özelliği taşımasının yanı sıra gerçeğin de eteğini tutuyor aslında.
Romanın temel taşlarından olan Yenisöylem adı altında oluşturulan sözlük dikkatinizi çekecektir. Bunun yanında Okyanusya ülkesindeki Barış Bakanlığı, Sevgi Bakanlığı, Varlık Bakanlığı ve Gerçek Bakanlığının isimlerinin tersine bir düzene hizmet ettiklerini göreceksiniz. Her yerden izlenme olanağı sağlayan tele-ekranlar ise tam bir faciaydı. Büyük Birader her yerde evet! Geçmişi yok eden, yazılı olan her şeyi istediği an değiştiren Parti, insanları "çiftdüşün" ile istediği kıvama getirmekte oldukça acımasız.
Kitabın sonuna kadar bir çıkış yolu var diye düşünüyorsunuz. Sürekli pompalanan Nefret ile başa çıkabilmek çok zor oysa. 1984 yalnızca geçmişin değil, geleceğin ve şimdiki zamanın da baş yapıtı. Mutlaka okumalısınız.