Kendime mektup
Puan vermedi·184 syf.··
2022 1. kitabı
Bir sigara yakıyorum, pencerenin ötesini izliyorum. Odanın içinde bir tur attıktan sonra dönüp aynı noktadan aynı noktaya bakıyorum. Bunu on yıl önce de yapıyordum, şimdi de yapıyorum. Değişen tek şey, on yıl önce dikilen akasya ağacının evin boyunu geçmiş olması. O günlerde belki de dünya daha değişgen bir haldeydi ya da belki daha duygusal olduğumuzdan kendimize daha kolay kanardık. Yani?.. Bakmak dokunmaktan her zaman daha kolaydır. İlkin peşin hükümler verilir. Sonra farkında olunmadan yavaş yavaş yaşanılır ya da yaşlanılır. Farkına vardığındaysa geçmişle gelecek arasında bir yerde debelendiğini görürsün. Saçma!.. Sonsuz bir evrende, hacimsel olarak hesabı bile yapılmayan bir gezegenin üzerindeki bir nokta bile olamamak değil saçma olan. Saçma olan, bunun farkında olup da hala bir şeyleri anlamlandırma çabasında olmak. Mesela ıhlamur ağacıyla ilgili pembe hayaller kurduğunda yapacağın ilk iş gölgesinde oturmak oluyor ama kışı unutuyorsun. Halbuki en iyi zaman en kötü andır. Mesela bir insan, ölüme her zaman hazırlıklı olmalı ki yaşadığının farkına varsın. İnsan, kendi içsel belirsizliğini kendisi yaratır ve en iyi ve en işe yarar belirsizlik ölümdür. Ne bilgece sözler ama!.. Kendimi tanımasam bir stoacı olduğumu sanırdım ama ben bir kuramcı bile değilim. Yapay yapılar arasında gelişen konformizm süzgecinden elenip duruyorum son on yıldır. On yıldır değişime uğramayan bir ruh, Rus yönetmen Andrei Arsenyeviç Tarkovsky'ye göre bir ölüdür, bana göre de bir ölüdür. İşte benim anlamsızlığım buraya kadar. Bunu on yıl sonra teyid etmek için yazıyor olmam da ayrı bir aptallık, belki de ayrıcalık. Evren hala aynı evren, dünya aynı dünya, ben aynı ben olacağım. Hem münzevi hem de müstehzi biri olmak çok zordur. Belki de bu yüzden kendi cehennemimi başkalarının cennetine hep tercih ettim, yine edeceğim. Ve belki de bu yüzden on yıl sonra bile ussal algoritmalarla kendi çaresizliğimi senaryolaştırarak parodik mizansenler yarattım. Umursamıyorum. Çünkü bu hayatın, şehrin herhangi bir yerinde boş bir araziye sırt üstü yatarak, saatlerce gökyüzünü seyredip akşam eden bir adamın kıyafetini kirleten toz parçacıkları kadar anlamsız olduğunu biliyorum. Hiçbir şeyin acelesi yok. Yasa her zaman bir yolunu bulur. Her farkındalık bir sondur, her son bir ayrıcalık... 7 Şubat 2022, 01:20
Edebiyat
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,5bin okunma
·
152 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.