·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Şubat 2022 23:23 Dünya edebiyatında büyük bir yerde olan yazarımız. Bu eserinde hayatın ne kadar acımasız olduğunu ve sevginin gerçekten var olduğunu ama sahte sevgilerin de olduğunu bizlere göstermeye çalışmıştır.
Baş karakterimiz olan Vladimir daha on altı yaşındayken kendisinden yaşça büyük bir kadına aşık olmasını anlatıyor. Aşık olduğu kız kibirli bir insan. Öyle ki başka erkekleri kendi emelleri için kullanıyor ve onları bir çöp poşeti gibi işi bittiği zaman atıyor. Bu kız Vladimir’in komşusu çok güzel ve narin bir kız demiş olsa da hikaye benim için kalbi çok kötü bir insan. Zinaida, prensesin kızıdır. O kadar özgüven bence prenses onu şımarık yetiştirdiği için geliyor. Birçok erkek onun başında pervane olurken o sadece kendi egosunu tatmin ediyordu. Ne kadarda kötü bir insan diyordum kitap okurken. Baş karakterimiz Vladimir daha on altı yaşında olduğu için onu bir çözmez olarak görüyor ve onu kendi emelleri için kullanıyordu. En çok şaşırdığımsa onun için pervane olmuş adamların bir tanesinin eline iğne batırıyor ve adam hiçbir şey diyemiyordu. Gerçek sevgi veya aşk böyle olamazdı. İnsan sevdiği insana zarar vermemeliydi. Ama en çok zararı bence Vladimir’in babası vermişti.
Vladimir hayatın gerçeği ile karşılaşmıştı. Babası ile Aşık olduğu kızla ilişkisi vardı. Hatta bir gün babası ile at gezisine çıkmıştı ve babası onu yarı yolda bırakarak bir evin içine girdi. Orada Zinaida vardı ve babası Zinaida’ya kötü davranıyordu. Bunu görünce Vladimir ne yapacağını bilemedi. Vladimir’in ailesi bu haberi öğrendikten sonra babasını bırakıp başka bir şehre taşındılar. Sonradan haberleri oldu ki babası ile beraber yaşamaya başlamışlar ama bu çok uzun sürmemiş. Babası erken yaşta ölmüş.
Vladimir üniversitesini bitirdikten sonra tekrar eski yaşadığı şehre döndü. Bu merak, ilk aşkı yüzünden herhalde. Eskiden o kız için pervane olan adamlardan bir tanesi ile karşılaşıyor ve ona istemeden soruyor. Adam ona o kızın evlendiğini ve kaldıkları pansiyonun yerini söylüyor. Vladimir o heyecan ile pansiyona gidiyor ve sevdiği kızı soruyor. Öğreniyor ki dün doğum yaparken ölmüş. O anda hayatı başına yıkılıyor. İşte hayatın acı gerçeğini önümüze seren yazar aşk duygusunu ilk kez yakalandığı zaman onu unutman zor olduğunu önümüze çıkarıyor.