Bu kitap, serinin ikinci kitabı. Ve itiraf etmeliyim, ilk kitap benim daha çok hoşuma gitmişti. Aslında, Kan ve Bal olay örgüsünün zenginliği açısından çok iyi, karakterlerin derinleşmesi de güzel işlenmiş. Bir kitabı iyi yapan özelliklere sahipti. Hatta favori karakterlerimi değiştirecek türden olaylar da oluyor fakat ben nedense ilk kitaptan daha fazla hoşlandım. Kan ve Bal’ın fazla artısı olmasına rağmen ilk kitaba olan sevgimi çözemedim ben de. Belki de beklentim çok fazlaydı.
Şimdi geçelim genel eleştiriye. Kurgu katmanlıydı diyebilirim. Düşman aynı olsa da kitapta bir sürü farklı maceraya şahit oluyoruz. Merak unsuru asla kaybolmuyor. En basit olayda bile ufak da olsa merak vardı. Bu açıdan çok iyi.
Dili basit ve sürükleyici. Özellikle yeni yeni kitap okumaya başlayanlar için iyi bir kitap. Sadece çevirisi birazcık hoşuma gitmedi gibi. Ya da çeviriyle ilgili değil de yazarın kalemiyle ilgilidir, bilemedim.
Kurulan fantastik dünya çok büyük ve çok değişik bir büyü sistemi var. Öncelikle bu sistemi iyi anlamak gerekiyor. Yoksa sayfalarda kaybolup gidersiniz. Başka kitaplardaki gibi asamı veya elimi sallayayım, büyü yapayım, gibisinden değil. Fedakârlıklar, doğa, desenler vs. bir sürü detay var.
Gelelim karakterlere ve karakter ilişkilerine. Karakterler artıyor ve birçoğu derinleşiyor. Özellikle başrollerimiz Lou ve Reid’in iç dünyalarını daha fazla keşfediyoruz. Ben nedenlerini anlasam da düşünce yapısını çözüp hak versem de Lou’ya zaman zaman gıcık oldum. Kendimi durduramadım. Hani bir karakteri içten içe seversin, kötü bir şey yapsa da sebeplerini anlayıp hak verirsin ama bir yandan da gıcık olursun ya, aynen öyle bir şeydi benim Lou’ya hissettiklerim.
Diğer yandan ben Reid’i sevdim. Onun da başkaları için gıcık edici bir tarafı olabilir ama ben hiç gıcık olmadım. Reid’in kendi içinde verdiği savaş kitapta en sevdiğim şeydi. İlk kitapta Lou ve kendisi hakkındaki öğrendiği gerçekleri yavaş yavaş sindirmesini okuduk Kan ve Bal’da ve bu güzel işlenmişti. Hayatı boyunca inandığı şeyleri bir çırpıda silip atamazdı, o yüzden bu karakter beni tatmin etti.
Diğer yan karakterlerden favorim kesinlikle Ansel. İkinci sırada Beau var. Coco’yu sevsem de diğerlerinin diyaloglarını okumak daha çok hoşuma gidiyordu. Özellikle Ansel gerçek bir orijinal karakterdi. Altyapısı, düşünceleri, karakter özellikleri… hepsi birer bütündü. Beau da kitabın eğlence ihtiyacını karşılıyordu. Yaptığı esprileri çok sevmiştim.
Şimdi de ilişkilerden bahsedeyim. Lou ve Reid çiftinin ilk başta çok fazla samimi ve romantik olması beni biraz şaşırttı açıkçası. Reid öğrendiklerinden sonra çekingen veya birazcık mesafeli olabilirdi. Çünkü büyük bir sırdı ve yazar sanki kitabın ortalarında, arada sırada hatırlıyormuş gibi bu gerçeğin aralarına girmesine izin veriyordu. Oysaki başlarda daha fazla bu çatışmayı gösterip ortalara doğru azaltabilirdi. Yine de fazla sırıtmıyordu.
Lou ve Ansel, bazı anlarda Lou’nun Reid’le ilişkisinden daha fazla dikkatimi çekiyordu. Zaten Ansel karakterinin favorim olduğunu söylemiştim. Aralarındaki ilişki çok tatlıydı. Keşke sona doğru aralarında öyle bir konuşma yaşanmasaydı fakat ben de yazsaydım kesin öyle bir konuşma yazardım. O yüzden yazara lafım yok.
Beğenmediğim bir diğer şeyse bazı bölümlerin arasında kopukluk olmasıydı. Hatta bir bölümde Lou ve Reid farklı ekiplere ayrılıp başka yerlere gideceklerdi. Lou’nun bakış açısından okuduğumuzda gittikleri yerde kaldıklarını düşündüm, devamı da gelecek gibi hissettim. Sonra Reid’in bakış açısından okuduğumuzda, Lou aniden Reid’in olduğu yerde beliriyor. Reid bile bu duruma şaşırıyor hatta. Anlayacağınız, ben ve Reid, çok saçma bir anda twist yedik.
Twist’ten söz açılmışken, kitapta bir tane büyük ters köşe vardı. Onun olmasını çok önceden beklemiştim fakat ortalarda bir an için yazarın yapmayacağını düşündüm. Öyle bir izlenim verdi fakat en sonda yaptı. Bu yüzden tebrik ederim, beni şaşırttı.
Ancak şaşırtmadığı bir olay oldu. Kitapta zaten o olayın olacağıyla ilgili spoiler verilmişti ancak o spoiler’dan önce kesin böyle bir şey olacak demiştim. Olacağını anladım, çünkü ben de yazarın yerinde olsam öyle bir şey yazardım. Bu yüzden kızamıyorum ama çok üzüldüm…
Son olarak bir uyarı, kitapta +18 sahneler var ve yaşı küçük olanların okumamasını öneririm. Zaten bence, “beklenmeden okunmalı” kitabı değil. Zamanı gelince okunur. Ve çok fazla beklentiniz olmasın, öyle daha fazla keyif alırsınız.