Bölüm 1
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2022 21:30
Tuhaf... Tuhaf hissediyorum Oğuz Ağabey. Ya bu Ağabey kelimesine alışamadım, sana Abi diyebilir miyim? Eyvallah Oğuz Abi. Gerçi ben bu tuhafa da alışamadım. Yani aslında şey... Bilmiyorum Oğuz Abi, elimi nereye atsam kurutuyorum gibi bir his var içimde. Uğursuzum sanki. Hangi işe girsem kovuluyorum, hangi kadını sevsem terk ediliyorum, hangi arkadaşlığa başlasam sırtımdan bıçaklanıyorum. Tutanamıyorum be Abi. Bakma öyle bana. Sen de Tutunamadın işte! Yalan mı! Öyleyse söyle Abi. Belki de sorun bendedir. Aynaya da bakmak lazım elbet. İçimde hep bir şeylerin eksik olduğu hissi var. Anla işte be Oğuz Abi, tutunamıyorum. Seni ilk defa Tutunamayanlar'da tanıdım. Çok duydum, herkes seni okuyor, seni yazıyor, seni anlatıyor. Ama bence kimse seni anlayamıyor. Yani anlamak biraz da hissetmektir Oğuz Abi, değil mi? Ve insan yaşamadığı bir şeyi nasıl hissedebilir ki? Ben mi? Ben hissediyorum Abi hem de Özdemir Asaf şiirinde yaşıyormuşuz gibi bir his; "Sen de ben de, Ben de sen de; Sende bende, Bende sende; Sen de bende, Ben de sende; Sende ben de, Bende sen de." Kafam karıştı Oğuz Abi ne anlatıyorum ben. Boşver abi sen gittiğinden beri hiçbirimiz tutunamıyoruz işte. Ben de seninle karşılaşınca bu Tutunamayanlar sayfalarında yazmak ... yani tabi sen nasıl bir gerçekliksin ya da gerçek misin bilmiyorum. Ama her ihtimal içerisinde de olsa sen benim için varsın ve sen bensem eğer ve ben sensem eğer o zaman seni değil de kendimi yazıyorum. Aceleye mi geldi acaba? Sen de hep böyle aceleci miydin Oğuz Abi? Geç kaldım seni okumaya. Hep öyleyim, ağır kanlıyım napayım! Bir işi yapmak istiyorum ama olmuyor Oğuz Abi. Kaldıramıyorum kıçımı o işi yapmak için. Halbuki bak şimdi sen karşımdasın ve ben seni yani bizi yazıyorum. Eğer sen kafamın içindeysen ve ben de sensem bu hem geç kalmamızı hem de aceleciğimizi açıklıyor. Alay etme benimle, bu bir önsöz değil; hayır bu bir bönsöz de değil. Oğuz Atay ben, sen gibi hissediyorum yani senin hislerini hissetmek değil bu, ben senmişim gibi bir şey. Sahi ne zaman başlamıştı Turgut'ta da bu kendi kendine söylenceler? Selim'in mektubu, evet. Bende de aynı anda başladı. Senin yazdığın satırları okumakla. Tutunamayanların satırları. Ama o zamanlar henüz sen yoktun ve ben şimdi seninle kafamın içerisinde yaşıyorum. Sana özenerek yazdığım satırlara ve kurduğum kitaplığa bakmıştım. Hatırlamaya başlıyorum işte. Sen şimdiki varlığınla yoktun ama duyabiliyordum sanki seni. Yoo benim kaçamak yapacağım biri yok. Ama olsa bile sen bir düşünce değilsin ki Oğuz Abi; sen varsın işte karşımda etinle kemiğinle buradasın. Bundan mutlu olmam gerekirken, ben neden sarsılıyorum Oğuz Abi!
Edebiyat
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
·
162 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Anıl Haznedar
Gönderi Sahibi
Tutunamayanlar Bölüm 4 Hep bir huzursuzluk hali hakim ruhuma Oğuz Abi. Ruhuma diyorum zira bedenimle odalarımızı ayıralı çok oldu. Ama bu aramızda Oğuz Abi. Bedenimle ruhumun ayrı yataklarda yattığı hususunda ahalinin edineceği böylesi bir malumat, huzursuzluğumu bambaşka boyutlara taşır. Böylesi bir sıkılganlık işte. Canım hiçbir şey istemiyor ama çok şeyi de farkına vardırmadan yapıyor. Kontrolü kaybetmiş bir sistemle yaşıyorum sanki. Hiç anlamıyorum Oğuz Abi; bazen kendimi sahilde buluyorum ve o an aklıma geliyor ne zaman dışarı çıktığımı bilmediğim. Bazen de evde bir köşede boş boş sabit bir noktaya bakarken buluyorum kendimi; giyinmiş, dışarı çıkmaya hazır bir halde. Belki de senin dediğin gibidir Oğuz Abi; 'demek yürümeyen bir şeyler var.' Onu da bilmiyorum ki. Ben artık hiçbir şeyi bilmiyorum Oğuz Abi. Öyle normal gidiyorum işte. Bu belki de bir tür zayıflıktır. Öyle ya Oğuz Abi. Özellikle kadınlara karşı büyük bir zayıflık içerisinde kalıyorum. Hemen bütün zayıf yanlarımı açıyorum. Tüm zayıflıklarım, her şeye rağmen sahte bir gerçeklikle ikrar oluyor.
Anıl Haznedar
Gönderi Sahibi
Tutunamayanlar Bölüm 3 Oğuz Abi, bazen kendimi hırpaladığıma değmeyecek şeyler için çabalarken buluyorum kendimi. İlk başlarda hiç hissettirmiyor kendini. Öylesine sinsice yaklaşıyor ki sanki kendime koyduğum o boş ve manasız hedef, ulaşıldığında hiçbir dünyevi şeyin veremeyeceği ilahi bir haz verecekmiş gibi hissettiriyor. Ve o hazza eriştiğimde -ki genelde erişemiyorum- o zaman da anlıyorum ki aslında bana verebileceği hiçbir haz, fayda olmadığını anlıyorum. O andan itibaren o hazzın peşinde koşarken verdiğim mücadele, çektiğim acı hiç mi hiç gelmiyor aklıma. Bir anda hafızamdan siliniveriyor. Sanki aylarca ders çalışıp da sonunda dört yıllık bir hapisanenin kapılarını aralayacak o sınavdan çıkınca öğrendiğim bütün bilgilerin saniyesinde silinmesi gibi bir şey. Gene saçmalamaya başladım Abi. Sen beni boşver. Kendimle baş başa kaldığım zamanlarda oynadığım bir oyun bu. Kendimi en kör düşüncelerin, duyma ve konuşma yetisini sonradan kaybetmiş ve içinde bulunduğu durumun anlam ve sonuçlarını algılayamayacak bir malul pozisyona sokuyorum; sonra da bu pozisyondan kurtulabilmek için işi deliliğe vuruyorum. Söylesene be Oğuz Abi, böylesine boktan bir hayata biraz delilik katmaz isem kendi yarattığım bu karanlığın içinde nasıl dayanabilirim.
Anıl Haznedar
Gönderi Sahibi
Tutunamayanlar Bölüm 2 Sabah Turgutla birlikte ben de uyandım. Oğuz Abi yoktu. Düşüncelerimde var ettiğim bir gerçeklik olabileceğini ilk defa o an düşündüm. Ama sonra bir anda yatak odamın kapısı açıldı ve Oğuz Abi ellerinde biri bana biri kendine demlediği kahve kupalarıyla içeriye girdi. Şaşkın bakışlarımdan anladı tabi; yok be Oğuz Abi, acaba dedim sen kafamda kurduğum sahte bir gerçeklik miydin! Sonra seni gördüm ya şaşırdım bir an. Kahve leziz olmuş. Turgut da uyandığında böyle hissetmişti sanırım; akılsız bir robot gibi. Garip ama ben de öyle hissediyorum. Yok Abi ben kendi ölümü mü görmedim. Hatta ben hiçbir şey görmedim. Uzun zamandır da görmüyorum. Ya da görüyorum da hatırlamıyorum. Belki de hatırlıyorumdur ama görmüyorumdur. Aman be Oğuz Abi anladın sen onu işte, bakma öyle. Hem Turgut gördüğü rüyadan uyanarak hayata dönmek için deli gibi çırpınıyordu. Bense bu hayattan sıyrılıp başka bir aleme göç etmek için çırpınıyorum lakin o kadar cesaretli olamadım hiçbir zaman. Doğru dedin işte Oğuz Abi "Güzel bir gün ve ben yaşıyorum."