Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 07 Şubat 2022 14:56 Erich Scheurmann Göğü Delen Adam kitabında; Avrupa'yı, misyonerleri ve sömürgeyi görmüş Tuiavii'nin kendi halkına yapmış olduğu "karanlığın" tanımlamasını bizlere aktarıyor. Çeşitli kılıflar ve örtülerle örtünerek, taştan kutular ve yarıklarda yaşayarak, yuvarlak metal ve ağır kağıtlara taparak, zamanı hiç ederek, hunharca makineleşerek ve seçilen tekdüze mesleklerle; özünü ve yolunu kaybetmiş Papalagi'nin nasıl olur da kendisi büsbütün karanlığa gömülmüşken, doğaya ve özüne dönük insanlara aydınlığı getireceğini haykırıyor. Sömürgecilik, kolonizm gibi insanlık için utanç kaynağı olan terimlerin en güzel tanımlamasını da bunları sorgulayarak ve sorgulatarak yapıyor, "Bize ışığı getireceğinize inandırmıştınız, oysa sizin niyetiniz bizi kendi karanlığınıza çekmekti."
Tuaivii son sözleriyle Papalagi'nin (yani biz aydın ve modern insanlar!) yüzüne şunları haykırmaya davet ediyor:
“Zevklerin, sevinçlerin uzak dursun bizden, bütün zenginlikleri vahşice elinde ya da kafanda toplaman, kardeşinden daha üstün olma hırsın, anlamsız işlerin, türlü marifetlerin, ne idüğü belirsiz göz boyamaların, meraklı düşüncen, hiçbir şey bilmeyen bilgin bizden uzak dursun. Senin bile uykularını kaçıran döşeğinde rahatını bozan bütün çılgınlıkların uzak dursun. Bizim bunların hiçbirine gereksinmemiz yok, yeter bize Tanrı’nın bol bol sunduğu soylu güzel mutluluklar. Işığının gözümüzü kamaştırıp bizi yanılgıya sürüklemek yerine yolumuzu aydınlatması için yardımcı olsun bize. Onun ışığında ilerlememiz, o ışığın bizi kavraması için yardım etsin. Bu ışık birbirimizi sevmemizdir, yürekten talofa (selam) diyebilmemizdir.”