Şimdi şöyle bir şey hissediyorum bu kitap ile ilgili; hemen yanı başımda bir divan var, üzerinde yamalı ropdöşambırı ile yatağa uzanmış bir Oblomov. Önünde bir sehpa, sehpanın üzerinde en son ne zaman okunduğu bilinmeyen, açık kalan yaprağı artık sararmış tozlanmış bir kitap, bir kaç evrak, mektup. Her an yanımıza pis Zahar söylenerek, bir şeyleri devirerek gelebilir. Oblomov anlatıyor, bıkmadan usanmadan, ses tonu hep aynı ne yükseliyor ne alçalıyor. Melankoliye bağlanmış bir şekilde dinliyorsunuz. Anlattıkları çok önemli de değil, önemsiz de. Ama sürükleyici. Ha bide şey var Şholtz! Her şeyi bilir. Oblomovluktan hoşlanmaz. Kuralcıdır, planlıdır, akıllıdır amma dostu Oblomov'a da kıyamaz. Oblomov böyle bir kitap işte. Ben keyif aldım, karakterlerle yaşadım, duygu geçişleri çok güzeldi. Keyifli okumalar