·160 syf.····Okunma: 12 Şubat 2022 05:05 Günler geçiyooor bana her şey uzaak... yara re ya ya ya yaa aahh dolarken yüzüme sonbahar... Dizisinin müziğini arka fonda açarak yazıma başlıyorum.
Yaprak Dökümü kesinlikle topluma ayna tutan bir eser. Bugün bile sıkıntısını çektiğimiz maddiyatın ailedeki yeri bununla doğrusal olarak zengin fakir çatışması, onursuzluğun süregeldiği bu dünyada erdemin kaybı ve daha nicesini gözler önüne seren bir eserdir. Eseri okumadan önce diziyi izleyisimde sevmem tam da bu yüzdendi. Yaşanılanlar Ali Rıza Bey'in evinde gerçekleşmiyordu sadece. Kötü şeyleri gizleyip huzurumuz kaçmasın diye uğraşan tek Hayriye değildi. Toplumun çirkin aksayan yönlerini gizleyip mutlu mesut yaşamaya çalışan buna göz yummak gibi ağır bedeller ödeyen toplumdu Hayriye. Kötü gibi gözüken ama neden kötü olduğunu sorgulamadığımız yengelerimizdi Ferhunde. Sorgulasak belki hak vereceğiz ortak payda da bulusacağız ama yoook olur mu neticede herkes ektiğini biçer!.. Güzel giysiler giyinip süslenmek, arkadaşlarıyla buluşmak, erkek arkadaşları da olsun isteyen tek genç kızlar Leyla ve Necla'da değil. O ikisi tüm genç kızlar. Çağa ayak uydurmak isteyen, geleneklere bağlı kalmayan, kısıtlanmasa belki de yaptığı hatalara hiç kalkışmayacak kızlar... Yasak olan şey daima cazip gelir çünkü. Vee en önemli şahsımız Ali Rıza Bey. Ali Rıza daima namusuyla yaşayan, helal para kazanmaya dikkat eden doğrucu, belli kalıpları olan bir adam. Öyle ki gururu yüzünden ailesini kötü anlamda etkileyecek mühim kararlar alıyor. Başkalarının iyiliği için kendi ailesini ikinci plana atabiliyor. Bilmem biliyor musunuz bir söz var hani "Eve lazım olan camiye haramdır." Bu o kadar doğru bir söz ki keşke Ali Rıza Bey'de bilseydi. O bilememiş umarım başka Ali Rızalar bilir. Kitapta beni rahatsız eden bir yer oldu, Ali Rıza kızlarının baskıcılıktan o hale geldiklerini sorgulamadan yakıştırmalarda bulunurken oğlu Şevket evli kadınla birlikte olup üstüne çalıştığı yerden para çalmasına rağmen ona hep bi ayrıcalıklı yaklaştı, bir hatadır yapmışa getirdi. Bu beni öyle cok kırdı ki. Kızlarına ona herkese kızmama rağmen büyük suçlunun Ali Rıza olduğunu düşündüm. Belki de Fikret gibi sen istemeseydin bunların hiçbiri olmazdı baba dedim. Ahh Fikret...Fikret'im. Kitapta da toplumda da asıl doğru kişi olup sözüne ehemmiyet verilmeyen yer yer hırpalanan Fikret'im. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış. Sen kovulmadan kendin kaçtın gittin.
Kısaca bizler aslında o aileyi okuyup yıllarca televizyonda dizi olarak izlemedik. Bizler kendimizi izledik. 1900'lü yılların başında yazılan bir eseri genel hatlarını bozmadan ekleme çıkarma yaparak günümüze uyarlamakta ayrı bir başarı doğrusu ve anladım ki toplum bir arpa boyu yol gidememiş. Ne acı.
Yine de kendimizi görmemizi sağlayan Reşat Nuri Güntekin'e sonsuz saygı ve sevgilerimle...