·107 syf.····Okunma: 15 Şubat 2022 03:07 Eser, Hristiyanlığa dair -özellikle müslümanlar tarafından getirilen- itiraz ve sorulara bir cevap niteliği taşımaktadır.
Cevaplar daha çok nasslardan (incilden) delil getirmek suretiyle vücuda gelmiş olup doyurucu bir mahiyet ve muhtevaya sahiptir. Ancak cevapların bütünsel bir teolojik tutarlılık (birbiri arasındaki insicam) arz ettiğini de ne yazık ki ifade edemiyorum.
Diğer yandan bir dinin inançlarının naslarıyla uyum içerisinde olması gerektiğini düşünen biri olarak, hristiyanlığa hariçten gelen itirazlara evvela naslarından cevap getirilmesini doğru bir çalışma usulü olarak değerlendiriyorum. Bu bağlamda eseri, yöntemi bakımından kaliteli bir çalışma olarak nitelendiriyorum.
Özellikle İslam toplumlarında yaşayan bir takım kabul (önyargı /tabu) ve sorunların, müslüman bilincinin hristiyanlığı tanımasına engel olduğunu, dolayısıyla eserin büyük bir boşluğu doldurduğunu/dolduracağını düşünüyorum. Neticede emekçilerine teşekkür etmeyi de görev biliyorum.
Son olarak eserin bazı yapısal özelliklerine ve cevaplarına dair bir kaç tenkitte bulunmak istiyorum.
Evvela bazı soruları sadece incilden bölümler yazarak geçiştirmek ve bazı noktalarda “inanırsanız anlarsınız” gibi geçiştirici cevaplar vermek, hristiyanlığı tanımak isteyen insanlara bir saygısızlık unsuru taşıyor ve kitabın yazılma amacına da aykırı düştüğünü düşünüyorum. Zira böylesi bir cevap, cevap olmaktan çok “cevabımız yok ama inanırsanız bu soru bir daha gündeminizde olmayacak” demekten farksız. En nihayetinde bu da “sorma, inan” demek.
Bize göre tenkit edilmezi gereken bir başka husus da bazı sorulara verilmiş uzun cevaplar. Bir çoğu ne yazık ki doyurucu bir cevap ihtiva etmiyor. Daha çok okuyucuyu yorup pes etmesini amaçladığını düşünüyorum. Zira bir çok kez konunun/problemin dışına çıkılmış olduğunu ve çoğu zaman da tekrar konunun toparlanamadan nihayete erdirildiğine şahit oldum. Dolayısıyla bu konuda suizan beslemek mecburiyetinde kaldım.
Son olarak eserde, islam dininin itirazlarını demagojik ve ideolojik söylemler ile dillendiren müslümanların üzerinden okunmasının hatalı bir yöntem olduğunu ifade etmek istiyorum. Zira hiçbir dinin müntesibinin idrak düzeyi dini temsil edemez.
İslam dininin “İncil’in değiştiği iddiası” “Hz İsa’nın incili kitap olarak yazması ve ardından gelen inanırların bunu değiştirmesi” anlamında bir iddia değildir. İslam, incil’in tahrif edildiğini iddia ederken Hz İsa’nın getirmiş olduğu inançları, ardından gelen inanırların dönüştürdüğünü kasteder. Dolayısıyla değişen zaten hiç yazılmamış olandır.
Mevcut olan incilin rivayetlerden müteşekkil olduğu düşünüldüğünde de islamın bu iddiası tutarsız değildir.
...
Esere dair yazmış olduğum tetkik yazısının faideli olmasını temenni ediyor ve eseri okumayı düşünen arkadaşlara bol istifade diliyorum.