Gönderi

Susacak, Artık Kimseye Ondan Söz Etmeyecek.
Puan vermedi·192 syf.··
2022 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2022 01:54
Eserimizin kahramanı C işsiz, çalışmayan bir adamdır. Ailesinden miras kalan kira gelirleri ile geçinmektedir. Bir gün gittiği bir pansiyonda Ayşe ile tanışır ve aradığı aşkı onda bulduğunu düşünür. Ancak Ayşe’yi bir adamla konuşurken görünce hiçbir şey söylemeden onu terkeder, halbuki gördüğü adam Ayşe’nin arkadaşıdır. C kahvecide otururken, tramvaydan inen Güler’i görür ve ona aşık olur. Güler süssüz sade bir kızdır. Önceleri ona aşık olduğunu düşünsede zamanla aradığını bulamadığını, duygu eksikliği yaşadığını hisseder ve ondan ayrılır. Bu ayrılıktan sonra gittiği tatilde Ayşe’yle tekrar karşılaşırlar ve yeniden sevgili olurlar. Fakat ilerleyen zamanlarda Ayşe de C de birbirlerinde aradıkları duyguyu bulamaz ve yeniden ayrılırlar. Bir gün aylak aylak dolaşırken mavi yağmurluğu olan bir kız görür ve onun hayatının aşkı olduğunu düşünür. Arkasından koşar ancak kız otobüse bindiği için yetişemez. C koşarken arabanın altında kalır ve bir ölüm tehlikesi geçirir. Hayatı boyunca aradığı aşkı bir an için bulur fakat artık sonsuza dek yitirmiştir. Onun için her şey bitmiştir artık. Roman bireyselleşmenin ön plana çıkmasıyla oluşan yabancılaşma kavramına derin bir inceleme yapmaktadır. C’nin çevresine duyduğu yabancılaşma onu dünyadan beklentisi olmayan bir adam haline getirmiştir. Ancak yine de bir arayış içindedir. Hayatının aşkını aramaktadır… Esasen C’nin arayışı Zehra teyzesine benzer bir kadın bulmaktır. Annesi öldükten sonra babasının evdeki hizmetçilerle olan ilişkisi ve çok sevdiği teyzesi ile olan ilişkisi onda derin travmalar yaratmıştır. Özellikle babasının teyzesinin bacaklarını çok beğenmesi C’de bir bacak korkusu oluşturmuştur. Eserde bu durum Freudyen tarzında açıklanmış ve bu da benim için tatmin edici bir durum. Roman dört bölümde gelişiyor. Kış, İlkyaz, Yaz ve Güz. Bu bölümler C’nin içinde bulunduğu ruh durumlarını özetliyor. Hep mutsuz C. Ancak yazar bu mutsuzluğun sebebini açıklamıyor. Aylak Adam’ın neden mutluluğa erişemediğini sezmeyi okura bırakmış. Kanaatimce sebep, C’nin çocukluktan kalan travmaları ile bitmek tükenmek bilmeyen arayışıdır. C kendini sevecek ve onunla aynı düşünecek bir kadın arıyor, tıpkı Zehra teyzesini arıyor… Sırf bu sebeple Güler’le paylaşacak hiçbir şeyi olmamasına rağmen gözlerini teyzesine benzettiği için onunla uzunca zaman geçiriyor. Anne sevgisi eksikliğini hayatına giren kadınlarda bulmayı amaçlıyor. Yazıldığı dönemde bireyin dünyasına eğilmesi ve anlatımıyla büyük ilgi görmüştür. Yusuf Atılgan bu romanı yazarken, Albert Camus’un Yabancı’sından esinlendiğini de belirtmiştir. Metropolleşmenin insan üstünde yarattığı yalnızlık hissini yansıtmaktadır. Seçilmiş bir yalnızlıktır bu. Öteki insanlar gibi alışkanlığa dönüşmüş bir yaşamı sürdürmek istemez C. Yazım tarzı ve Türk edebiyatına kattığı yenilikler açısından okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Anlatımı açısından başlarda biraz zorlanılabilir ancak ilerleyen bölümler dana anlaşılır olacaktır. Yusuf Atılgan’ın okuduğum ilk romanı olmasına rağmen kısa bir süre sonra -zihnimi dinlendirmek açısından- kesinlikle devamı gelecek.
İnsan
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
·
449 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.