Hayatınızdan 50 kişiyi seçin, en belirgin özelliklerini, kendi bakışınızla değerlendirin, işin içine biraz hayal gücü, biraz da mizah katın ve bu betimlemeler son bulduğunda etrafınızda ki kişiler tanıdıkları isimlerin aslında kendileri olduğunu içleri yanarak, hafif tebessümlerle farketsin...
Onlara Canetti'nin yaptığı gibi içseslerinin doğar doğmaz onlara verdiği isimlerle seslenin...
*Kendineveren
*Hileavcısı
*Yitirmeci
*Hayranedici
*Cesetkaraborsacısı
*Hasarlabeslenen
Canetti 50 karakteri kısa kısa analiz etmiş fakat bu kişiler, sensin, benim, biziz...
Yazar bir bakıma, insanın ruhsal çatışmalarına, maskelerin altından bakabilme özgürlüğü sunuyor, 'dur bir nefes al ve ben ne yapıyorum diye sor kendine!..' diyor.
Kötümserlik, aşırı merak, kibir, yenilmişlik duygusu, çok bilmişlik, arabozuculuk, boşvermişlik, bencillik gibi karakter özelliklerini Müthiş ironik bir dille anlatıyor, alt metinler inanılmaz...
Eserdeki isimlerin bazılarını oluştururken, biraz daha üzerinde düşünülse, çok daha güzel isim kalıpları bulunabilirmiş diye düşündüm...
Canetti sabit fikirlere adapte olmuş insanların birer portresini çiziyor, olumlu ya da olumsuz bir çıkarımda bulunmuyor, bir insanın fiziksel özelliklerinden bahsediyormuş gibi tarafsız bir gözle anlatıyor. Bu sıradan gibi görünen ifadeler okura o kadar çarpıcı geliyor ki ,kendi iç dünyasındaki eşleniklerini bulmaya çalışıyor ve içsel bir diyaloğa dönüşüyor yazı.
Yazar sesini zaman zaman sert cümlelerle yükseltse de, bazı karakter biçimlerine az bile diyebilirsiniz :)
Bu garip isimlendirmelerden bazılarını birebir isabet eden tanıdıklarım oldu, inanamadım, bu kadar eşleşebilir mi diye şaşkınlıkla okudum :) Sizin de muhakkak içinden bu bu kişi, şu şu kişi diyeceğiniz isimler çıkacaktır...
Başlık için ; #156709987
Keyifle okumanızı dilerim :)