Ah nasıl hüzün dolu. Hikaye buram buram yoksulluk ve çaresizlik kokuyor. Ben bu hikayede Veranka oldum.
Doğuştan hastalıklı, yataktan zorunlukla kalkan bir kadın ve onun tüm ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan Makar Devuşkin.
Bu yoksulluk ve dışlanılmış dünyada kendilerine en iyi gelen birbirlerine yazdıkları mektuplardı. Her şeyi yazıyor ve bir sonraki mektubu sabırsızlıkla bekliyorlardı.
Ah Devuşkin ne güzel sevdin öyle, nasıl da sevdiğine yetmeye çalıştın kendine yetemezken? Şimdi onsuzluğa nasıl alışacaksın? Mektuplaşmadan nasıl kendini anlatacaksın başkasına?
Bazı romanlardan sonra bir hüzün dolar içinize. Yarım kalan romandaki karakterlerden çok siz olursunuz şu an tam olarak bu durumdayım.