Gustave Flaubert'in ilk romanı olan Madame Bovary 1857 yılında yayımlanmış,yazımı 5 yıl sürmüş ve toplumun ahlaki ve dini duygularına hakaret ettiği gerekçesiyle yasaklanmış, ancak daha sonra bu yasak kaldırılmıştır.
Dünya klasiklerinden olan Madame Bovary kesinlikle bir aşk hikayesi değildir, ihtiras, arzu,bencillikten beslenen, hayatta sürekli içimizde var olan insanları konu alan bir hikayedir.
Hakim soruyor şiddetle “Madame Bovary kim?” Üstad veriyor cevabı “Madame Bovary benim!” Bu sözden sonra serbest bırakılıyor Gustave Flaubert. Ne demek bu “Madame Bovary”benim. İşte yazar burada dönemin ahlaksızlığına ayna tutuyor ve gözlerindeki perdeyi çekiyor. Hepiniz Emma’sınız, hepiniz Madame Bovary. Toplum ahlaksız hakim bey, ben sanatçıyım.
Kitap tüm okuyucularda öyle bir etki bırakmış ki psikolojide ‘Bovarizm’ diye bir kavram ortaya çıkmış. Bovarizm, esasında romancılık geleneği içinde, yaşadığı hayatı beğenmeyen ve alternatif yaşam arayışına girip en sonunda kendine zarar veren nevrotik bir durumu izah eder.
Emma ne olursa olsun mutlu değildi. Yaşamını mutsuzluk, doyumsuzluk üzerine yaşayan bir kadındı. Asla tatmin olmayan biridir Emma. Bir hiç uğruna ölmek deseler seni tarif ederdim Emma.