·76 syf.····Okunma: 19 Şubat 2022 00:09 Pervane...
Ne hoş bir sözcük anlamı var değil mi?
"Geceleri ışığa koşan ve ışık çevresinde dönüp duran küçük bir kelebek."
Ve ne kadar hüzünlü geçiyor Behçet Necatigil'in şiirinde:
"Ötede mum yanıyor bir şeyler dönüyor.
Pervaneler art arda ne çabuk ölüyor."
Her zaman kapağından başlamışımdır bir kitabı okumaya. İsmi, cismi ve sonrasında ön sözü... Hatta okunmamış sayarım ön sözü okunmayan eseri. Pervane ismi de çok dikkatimi çekti. Ve tabii referans oldu şairin okuduğum diğer eserleri.
Çok sevdiğim bir yazarın cümleleriyle başlıyor eser: Bertrand RUSSEL
"Üç tutku yönlendirdi hayatımı: Sevgi açlığı, bilgi arayışı ve başkalarının acılarına yönelik dayanılmaz merhamet. Aşk ve bilgi göklere yükseltti ama merhamet her seferinde çekip yere indirdi beni"
Öyle olmaz mı hayatta da?
Hep en merhametli yerimizden yara alırız.
En zayıf halkamızdır çünkü.
Yalnızca girişte değil şiir ve düzyazılarında da önemli yazar ve şairlerin dize ve satırlarından, halk türkülerinden yararlanmış Şükrü Erbaş. Diğer eserlerinde de bunu sıklıkla görüyoruz. Bu da zaten ziyadesiyle yüklü olan anlama daha da derinlik kazandırıyor.
Öyle dizeler var ki, hani "can evinden vurmak" derler ya, öyle bir etki bırakıyor üzerinizde. Derin yaralar açıyor. Boğazınıza diziliyor dizeler. Yutkunamıyorsunuz.
"Biz kırıldık, daha da kırılırız.
Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza." (s. 25)
Sahi, ne çok kırıldık değil mi?
Devam ediyoruz kırılmaya da.
Bir yaramız kabuk bağlamadan başka bir yara açılıyor yüreklerimizde.
"Sabaha çıkmıyor kimsenin gecesi." (s. 35) En uzun gecenin bile sabahı vardır diyoruz ama öyle uzun ki sabah olmak bilmiyor. Belki şerri daha hayırlı sabahın, gecenin hayrından... Ama bitmiyor o gece. Bitene kadar bizi bitiriyor. Tükeniyor, tükendikçe tüketiyoruz.
Ölüm, yalnızlık, sevda, hayat diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da öne çıkan temalar. Okurken bir hüzün çöküyor üzerinize: "İnsan yoruluyor sevgilim,
Yaralı bir zamanla kendini sevmekten." (s. 30)
Yalnızca dizeler değil, satırlar da önemli yer tutuyor eserde. Eserin tekdüze olmamasının belki de en önemli sebeplerinden biri... Şiirler kadar başarılı olduğunu düşünüyorum o satırların da. Öyle ki lime lime ediyor kesilecek yerlerimizi.
Kısa, bir solukta bitecek, nitelikli bir eser.
Buraya kadar güzel geldik.
Peki neden 9 ya da 10 puan değil de 8...
Şunu söylemek isterim ki bunun nedeni eserin başarılı olmaması değil.
Şairin o kadar mükemmel kitaplarını okudum ki bu kitaba girmek, eserin beni içine çekmesi onlara göre biraz daha zor oldu. Buradaki 8, şaire göre 8 olarak algılanırsa daha doğru olur.
Şairin kendi tabiriyle, insanın haysiyetinden doğan dizeler. Kendinizden bir şeyler bulacağınıza eminim. Bir şekilde acıyan yerinizi bulur ve oraya dokunur Şükrü Erbaş'ın dizeleri. Acıyan yerlerinizin geçmesi, kanayan yerlerinizin dinmesi dileğiyle. Kitapla kalın kıymetli okurlar.
Olur da incelememi paylaşırsanız, mutluluk duyar, keyifle devam ederim yeni incelemelerime.