·124 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Aralık 2021 23:40 "Çok uzak, derin bir uğultu dünyanın ortasına doğru soluklanıyordu."
Yaşar Kemal'i ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz, onu okurken çoğunlukla her şeyin mümkün olabileceği bir anın içine sığınıyorum.
Ağrıdağı Efsanesi halk edebiyatının en önemli örneklerinden biri kanımca, pastoral adeta küçük bir masal diyarının içine çekiyor sizi, tabi masal diyarı deyince aklınıza hemen öyle toz pembe şeyler gelmesin, Anadolu diyarı diyelim en iyisi.
Ahmet bir sabah evinin önünde bir at bulur, at heybetli ve eşsizdir. Geleneğe göre sahinini seçmiştir. Atı sahiplenen Mahmut Paşa Ahmet'e atı vermesi için türlü oyun çevirecektir fakat Ahmet'i töresinden döndüremeyecektir.
Paşanın güzeller güzeli kızı Gülbahar zindana düşen Ahmet için her türlü fedakarlığa göğüs gerecektir.
Kendisine yardım eden zindancıbaşı Memo'nun yardımını alacaktır, aşkın ne töresinde ne de yöresinde engel yoktur onlar için.
Olaylar böyle böyle derken benim pek tahmin edemediğim bir son oldu, çok öfkelendiğim ve sorguladığım bir eser herkese şiddetle tavsiye ediyorum.