Gerek okuyucuya verdiği hissiyat, gerek gerçek hayattan taşıdığı izler ile hayatımda okuduğum en etkileyici kitaplardan bir tanesi Jane Eyre.
Kitap Kraliçe Victoria dönemini konu alıyor. Tanıtım bülteninde de bahsedildiği gibi erkek egemen toplumlarındaki kadının konumunun onlara biçilen rolle yetinilmeden kadının kendi hak ve özgürlüklerini koruduğu ve bir şekilde kendi üstünlüğünü kurduğu bir çerçeve çiziyor bizlere.
Çok küçük yaşlarda ailesini kaybeden Jane'imizi dayısı yanına alıyor ve dayısının da kaybettikten sonra kahramanımızın çileli hayatı başlamış bulunuyor. Evde istenmeyen Jane belli bir yaşa gelmesinin ardından yatılı okula veriliyor ve orada eğitimini tamamlayıp Mürebbiye olarak bir konakta işe başlıyor. Konağın sahibine duyduğu aşk ile beraber hayat mücadelesi burada da devam ediyor.
Yalnızlıkla başlayan bu hayat yolunda kendi özsaygısını yitirmeyen, güçlü, başarılı, kendini korumayı ve yüceltmeyi başarabilen bir kadın olmanın öyküsü anlatılıyor bizlere.
Yazarımız Bronte, kitabında karakterlerdeki dış görünüşün(güzellik, çirkinlik algısının) çok önemli olmadığını, aslolanın duygu ve düşünceler ile karakterli, güçlü bir duruş olduğunu çok güzel bir üslup ile okuyucusuna sunuyor.