Puan vermedi·128 syf.····Okunma: 03 Mart 2022 16:02 "Yaşamın Ucuna Yolculuk" adlı kitabı tür olarak "anlatı" kavramı ile özdeşleştirilmektedir. Nitekim Özlü'nün kitabında kullandığı biçemin karşılığı ancak ve ancak anlatıdır. Dolayısı ile "Yaşamın Ucuna Yolculuk" bir anlatıdır ve bu sebeple bir romandan, bir hikâyeden, bir masaldan, bir efsaneden, bir makaleden beklenen ne ise anlatıdan beklenmeyen şey de odur. Yazar belirli bir kalıbın içinde olmadığı ve belli bir olay örgüsüne bağlı kalmadığı biçemiyle; düşüncelerini, hislerini, gözlemlerini âdeta okurla konuşur gibi paylaşır.
Tezer Özlü ile birlikte tren yolculukları yaptığım, otel otel gezdiğim, farklı şehirleri onun hissiyle hissettiğim, edebiyatta yer edinmiş yeni yazarlarla tanıştığım, kimi zaman kederlendiğim, kimi zaman güldüğüm bir kitap oldu "Yaşamın Ucuna Yolculuk" benim için. Bir nevi gerçekten de yolculuktu.
Kitabı okurken ve bitirdikten sonra benim de içimden yolculuğa çıkmak geldi. Yolculuğa, seyahate çıkmak fikri sanki yalnız yapılmaması gereken bir edimi genellese de Tezer Özlü; kendi iç yolculuğunu yaşayabilmek adına özellikle yalnız çıkmıştır tüm yolculuklarına. Zaman zaman yolculuğuna eşlik eden kimseler olsa da Özlü, yalnız geldiği şehirlerden yalnız dönmüştür.
Kitapta öne çıkan olgu; sevdiği ve artık hayatta olmayan yazarların yaşadığı şehirleri ve gömüldüğü mezarları görme hasretinin Özlü'de vuslata kavuşmuş olmasıdır.
Bir diğer dikkat çekici şey ise soru anlamı taşıyan cümlelerin soru işareti yerine nokta ile sonlandırılmasıdır. Bunun ben, bir okur olarak, bilerek yapıldığını düşünüyorum. Nitekim Tezer Özlü, birtakım sorular sormakta fakat bu soruların cevaplandırılmasını da beklememektedir. Yazar böyle bir kaygı taşımamaktadır. Denilebilir ki yazar karşılık verilsin diye soru sormamakta, aksine soru sorar görünürken dahi düşüncelerini paylaştığı için noktalamaktadır bütün soru anlamı taşıyan cümlelerini.
Tüm bu bağlamda "Yaşamın Ucuna Yolculuk"u okumayı deneyimlemek isteyenlere tavsiye olunur.