·408 syf.····Okunma: 06 Mart 2022 20:36 “Ruhum mezardayken bedenim yaşamış, ne yapayım?”
Thrushcross çiftliğini kiralamak üzere Uğultulu Tepeler ismi verilen bir eve ev sahibi ile görüşmeye giden Mr Lockwood esrarengiz ev sahibi Heathcliff, onun kadar esrarengiz gelini Catherine ve yeğeni Hareton ile tanışır. Oldukça garip bu tanışmadan ve evde geçirmek zorunda kaldığı bir geceden sonra kendi kiraladığı çiftliğe döner. Çiftlikte kendisini karşılayan Nelly ismindeki kahya kadın bu şaşkın kiracının gizemli ev sahipleri ile ilgili tüm sorularına bütün içtenliğiyle cevaplar verecektir. Hikaye Nelly’nin anlatımlarıyla sürecektir.
Bronte kardeşlerden Emily Bronte’nin Uğultulu Tepeler’ini okudum. Beklentim bir hayli yüksekti. Kitap kendini okuttu. Sade dili okuma hızınızı engellemekten ziyade artırıyor. Buraya kadar her şey güzel. Şimdi geliyorum fasülyenin faydalarına :)
Kitabın arka kapağını okuduğumda efsanevi bir aşk romanı okuyacağımı sandım ama maalesef hastalıklı bir adamın hastalıklı bir aşkını okudum desem yeridir. Heathcliff karakterinin aşk adı altında yaptığı şeyler içinde sevgi barındırmayan çok yabanıl şeylerdi. Kitapta ısındığım, özdeşim kurabildiğim malesef tek bir karakter dahi olmadı. Belki biraz Hareton. Karakterlerin bir başkasının gözünden, daha doğrusu Nelly gözünden anlatılması beni rahatsız etti, karakterleri belki de tam olarak anlayamamamın sebebinin bu olduğunu düşünüyorum. Heathcliff ve Katy karakterlerinin daha içsel anlatımlarının olmasını beklerdim. Belki o şekilde olsaydı benim gözümde büyük bir aşk kavramının içini doldurabilirlerdi. Maalesef sevemedim. Kitabı rahat okudum ama üzülerek söylemeliyim ki hikaye beni sarmadı. Gotik roman özelliği taşıdığı için kasvetli bir çok şeyi barındırıyordu, içi de kararmıyor değil insanın okurken :))
Daha nice kitaplı günlere
#alıntı
”Duyduğum şiddetli özlemle öylesine kıvranıyor, onu bir an olsun görebilmek için öylesine kendimden geçerek yalvarıyordum ki, bedenimden ter yerine kan çıkmış olsa gerek.”
Uğultulu Tepeler, Emily Bronte