Merhaba Abdulrazak Gurnah dedim. 2021 Nobel Edebiyat ödüllü bir yazar. 1948, Zanzibar doğumlu. Burası Afrika kıtasının doğusunda yer alan Tanzaya'ya bağlı bir bölge. 1890-1963 yılları arasında Birleşik Krallık sömürgesi. 1963 yılında bağımsızlık, 1964 yılında da Tanzanya'ya özerk bölge olarak bağlanma gelişmeleri yaşanıyor. Gurnah 1960'larda Zanzibar Devrimi zamanında İngiltere'ye yerleşiyor.
Bu bilgilerin kitapla ne ilgisi var derseniz kitaptaki kahramanımız da Zanzibar doğumlu. Eğitim için İngiltere'ye gidiyor ve oraya yerleşiyor. Öğretmen olarak çalışıyor. Uzun bir süre ülkesine dönmesi mümkün olmuyor. Döndüğünde ise kendini yine tamamlanamamış buluyor. Ne İngiltere'de kurduğu hayata ait ne de Zanzibar'da bıraktığına. Sanki kökleri koparılmış, nereye gitse derinlere bir daha kök salamayacakmış gibi bir savruluş.
Kitabın anlatımında inanılmaz bir sakinlik, durgunluk, telaşsızlık söz konusu. En küçük detaylar da en büyük kopuşlar da aynı perdeden anlatılıyor. Ben bunu sevdim. Hiç yorulmadım okurken.
Kahramanımızın savruluşunda mutlaka yazarın hayatından izler de söz konusu çünkü yazarın kitaplarındaki ağırlıklı tema göçmenlik üzerine. Nobel ödülü verilirken kendisi hakkında yapılan tespit şöyle: "kültürler ve kıtalar arasındaki körfezde sömürgeciliğin etkilerine ve mültecinin kaderine nüfuz etmesinden" dolayı Nobel Edebiyat ödülüne layık görüldü.
Merak ettiğim bir yazardı. Severek okudum ama diğer kitaplarını koşarak alıp okumak isteyecek kadar bir bağ kuramadım kendisiyle. Şimdilik Sessizliğe Hayranlık'la bırakıyorum.