Kişisel Algıla(ma)mak Üzerine!
. Kişisel algılamak, ancak söylenen şeye katılmakla mümkündür. Söylenen şeyle anlaşma yaptığınız anda, zehir zihninize yayılır ve cehennem rüyasının tutsağı olursunuz. Sizin bu tuzağa düşmenizin nedeni “bireysel önemlilik” denilen şeydir. Bireysel önemlilik ya da kişisel algılamak, bencilliğin en üst düzeydeki ifadesidir. Çünkü her şeyin “kendimizle ilgili” olduğunu varsayarız. Eğitim sürecimiz içinde, ehlileştirilme sürecimiz içinde her şeyi kişisel algılamayı da öğreniriz. Her şeyin merkezinde kendimizin olduğunu düşünürüz. Ben, ben, ben, daima ben! Diğer insanlar merkeze sizi koyan hiçbir şey yapamaz. Yaptıkları her şey kendileriyle ilgilidir. Herkes kendi rüyasını yaşar, kendi zihinlerinde oluşturduğu rüyayı yaşar. Bu rüyalar bizim rüyamızdan tümüyle farklıdır. Bir şeyi kişisel algıladığımızda, onların bizim dünyamızın nasıl olduğunu bildiklerini varsayarız. Ve kendi dünyamızı onların dünyasına empoze etmeye çalışırız. Durumun son derece kişiselleşmiş göründüğü anlarda bile, başkaları size direkt olarak hakaret ediyor olsa bile, yine de sizinle ilgisi yoktur. Söyledikleri ve yaptıkları şeyler, dile getirdikleri fikirler kendi zihinlerinde yaptıkları anlaşmalar doğrultusundadır. Kişilerin bakış açıları, ehlileştirilme sürecindeki programlarından oluşur. (Sf.57-58) .
Sayfa 57 - Kuraldışı Yayıncılık, 34.Baskı, 2021, Türkçesi: Nil Gün·Kitabı okudu
·
31 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Gnosei Seauton
Gönderi Sahibi
Birlikte okunabilecek bir alıntı: “ Kendi iyi ya da kötü özelliklerimizi diğer insanlara yansıtıp bu özelliklerin onlara ait olduğunu varsayar, aslında onları taşıyanın bizler olduğumuzu genellikle reddederiz. Gerçek şudur: Sadece kendinizi görebilirsiniz. Sadece kendinizi duyabilirsiniz. Sadece kendinizle konuşabilirsiniz. Sadece kendinizi eleştirebilirsiniz. Sadece kendinizi övebilirsiniz. 'Sen' ya da 'o' kelimelerini her söylediğinizde, kendi özelliklerinizi başka birine yansıtırsınız.” ( Diana Cooper ; Spiritüel Yasalar ) 💫 “ Başka insanların yükünü sırtımızda taşıdığımızda, onların gelişmelerini ve kendi yaşamlarının üstatları haline gelmelerini engelleriz. Onların ve gezegenin evrimini yavaşlatırız. Başka birinin duygularının sorumluluğunu üstlenirseniz, ona saygısızlık etmiş olursunuz.” Diana Cooper ; Spiritüel Yasalar ) .
Gnosei Seauton
Gönderi Sahibi
“Kişisel algılamak ancak söylenen şeye katılmakla ilgilidir” deniyor. Evet. Katılmadığımız müddetçe bize kendi algı ve yargısını kabul ettiremeyecek de... O halde katılmadığımızı göstermek için bazen (susmayıp) konuşmamız da gerekebilir. Ama bu konuşma, misilleme içermemeli, sadece reddediş içermelidir. Ya da soruyla karşılık vermeliyiz. Mesela bize “aptal” dediyse “Aptal sensin” demek yerine “Ben aptal değilim, doğru konuş” diyebiliriz inançla yahut da “Ne aptallığımı gördün bir örnek verir misin?” diye soru sorabiliriz kişiye. Hiç kâle de almayabiliriz ama bu sefer de durumu kendi içimizde netleştirmek ve suskunluğumuzun gayesinin söylenenleri kabul etmiş olmak ya da söylenenlerden korkmuş vs olmak olmadığını hissetmeli ve hissettirmeliyiz.🤔 Diye düşündüm.