kfenomeni ile Dumas’tan okuduğumuz üçüncü kitap, Siyah Lale.
Dönemin Hollanda’sı ve zor günler yaşanmakta, ülkede siyasi karışıklıklar etkisini göstermeye devam ederken, Çiçek Üreticileri Derneği ilk siyah laleyi yetiştiren kişiyi yüz bin florin ile ödüllendireceğini duyurur.
Lalelere olan tutkusu ile literatüre bir çok yeni lale türü kazandırmış Doktor Cornelis van Bearle, ilk siyah laleyi yetiştirmek için çalışmaya başlar ancak, farkında bile olmadığı sinsi düşmanı Boxtel peşini bırakmayacaktır. Cornelis’in hapisle, aşkla ve sadakatle sınanan yazgısında ise, kimsenin alt edemeyeceği bir dostu vardır: Tanrı!
Dumas’ın akıcı üslubu ve olay örgüsü kitabı çok kolay okunur hale getirmiş. Döneminin yargı sistemi, hafifletici sebep kavramının olmaması, masum insanların kolayca ölüme gönderilmesi gibi konular da roman boyunca başarı ile işlenmişti. Dumas, adalet kisvesi altında yaşanan adaletsizliklerin altını kurgu boyunca çiziyor. Ancak, roman boyunca neredeyse imkansız tesadüfler, Tanrı’nın yardımıyla düzelen olaylar, Tanrı’nın yardımıyla doğru kişiye giden güvercinler, Tanrı’nın yardımıyla sağlanan adalet derken açıkçası ben biraz kitabın ciddiyetinden koptum. Kurgularda tesadüfler olmasına karşı değilim ama Siyah Lale neredeyse tamamen Tanrı eliyle şekilleniyor. Dürüst olmam gerekirse, sonunda etkilenmem gerekirken neredeyse kahkahayla gülmeme sebep olan bir kurgu okudum. Zorlamayacak, kafa yormanızı gerektirmeyecek bir klasik arıyorsanız ve klasik edebiyata yeni başladıysanız tercih edebilirsiniz.