Puan vermedi·352 syf.····Okunma: 13 Mart 2022 01:31 ÖN GİRİŞ,
Bu kitabı aklı başında olgun her kişinin, olgun er kişinin okuması gerekmektedir. Kitaptaki Parti gibi bir oluşumun başımıza gelme ihtimali pekâla vardır. Eğer Bu tip bir parti gelir ise olacakları önceden bilmek insanları çok değiştirebilir. Meselemiz Parti'nin ilkeleridir. Cahillik güçtür,Savaş barıştır,özgürlük köleliktir! Büyük kardeş seni izliyor! Nefret haftası? Bunlar nedir yahu! İnsan psikolojisini çok iyi irdelemiş insanların birleşimidir! Bu sayede kendileri baki kalmaktadır! Sorgulamayan zihinleri körelmiş bireyselliğin yok edildiği bir toplumda yaşamaktadır bu insanlar! Kendilerinden bile çok güvendikleri fakat kanlı canlı görmedikleri bir insana uygun olacak mı ama TAPMAKTADIRLAR!
Giriş,
Kitabımız çok normal bir şekilde başlıyor. Tıpkı Albert Camus'un Yabancı kitabında olduğu gibi, normal bir insanın çok değişik bir evrende yaşantısı. Aslında her şey Winston'un aydınlanmasıdır bir bakımda. İşe gidip gelen, sevdiği olmayan, sorgulamayan, cinsi ihtiyaçlarını gidermeyen, psikolojisini önemsemeyen... Ve her an onu izleyen bir kamera! Düşünsenize, Oturuyorsunuz sizi izleyen birisi, sürekli gözü sizin üzerinizde! Elbette her an sizi izleyemez fakat bunun olması bile insanı ürkütüyor bir diğer husus düşünce polisleri, Sizi uyurken öldürüp buharlaştıran, tüm isim, kayıt, maaş vs. gibi her şeyinizi silip öldüren bir oluşum. Düşünün fiziksel olarak bağlısınız ayriyetten zihniniz de bağlı. Yani siz bir kölesiniz. Düşünemeyen, yaşayamayan ,gezemeyen bir kölesiniz. Winston işte bu insanlardan birisi, ancak o tek bir taraftan bağlı değil. DÜŞÜNMEK! Düşünebiliyor, 'gizlice' yazıyor ki bu onun devrimi oluyor. Partiden uzaklaşıyor, gerçekten de çok saçma bir oluşum olduğunu farkediyor! Bunların içinde partiyle alakası olmayan kesime proleter kesimin devrim yapacağı düşüncesi büyük biraderden onu tamamen soğutuyor ve kendisi takip edildiği hissiyatına kapılıyor. Bir genç kız tarafından. Bu hissiyat Bay Charrington'un (proleter kesimden bir eskici) dükkanına gidince tamamen katlanıyor.
Gelişme,
Evet takip ediliyor fakat Winston bunu düşündüğü için tutulmuş bir ajan sanıyor. Bu yüzden sürekli korkuyor. Sürekli bunu düşünüyor. Aynı kişi tarafından izlendiğini biliyor. Bir genç kız. Ardından eve gidince, Ertesi sabah aynı kişiyi kapısından geçerken görüyor. Zaten bu kısımı biliyorsunuz. Sevgili oluyorlar. Bu Winston'un hayatı için bir dönüm noktası olduğunu söylesek pekte yanlış olmaz. Buluşmalarıyla birlikte kızı (Julia) kendi safına çeken Winston Bay Charrington'un dükkanının üstündeki evi kiralıyor. Burada onları izleyecek kimse olmadığından parti aleyhine, büyük biraderin aleyhine konuşuyorlar, sevişiyorlar, yani çok büyük suçlar işliyorlar. Ardından Winston güvendiği biri olan O'Brien'a gidip bu düşüncelerini söylüyor. O'Brien iç partinin bir üyesi. (üst kesimler iç partiden, pek vasfı olmayanlar ise dış partiden) Bunlara Goldenstein'in kitabını iletiyor. Winston gerçekleri okuyor. Okudukça değişiyor. Ardından işte vurucu kısım olan onların yakalanmasına geliyoruz.
Sonuç,
Yakalanıyorlar. Evet Bay Charrington'un ihbarı ve O'Brien 'ın satması yüzünden maalesef Winston ve Julia yakalanıyor. Kiraladığı evin bir kısmına kamera ve mikrofon yerleştiren parti onları kıskıvrak yakalıyor. Bu yüzden türlü işkencilere maruz kalan Winston resmen ömrünün 10 yılını işkence çekerek geçiriyor. En sonunda pes eden Winston sonunda Büyük Birader'e hayran ve sorgulamayan sefil bir insan olarak hayatını sürdürüyor. Ancak Winston gibi 100'lerce kişi olsaydı arkadaşlar. Düşünün! 100 tane kamera ,100 tane mikrofon ,hepsini dinleyen insanlar, işçiler, yakalamaları için tutulan polisler... Milyonlarca dolar masraf. 10 yıllarca heba edilen paralar. Büyük vuruş işte bu! Tek kişi çabucak pes eder ancak binlerce, yüzlerce, onlarca kişi kolayca pes etmez! Tek uyanık uyuyanları uyandırır dostlarım! Böyle bir partinin böyle bir oluşumun başımıza gelirse yapacakları 1984 Kitabıdır! Hatta en azıdır bu kitap! Eğer biz uyursak, kurtlar bizi yer. Eğer biz uyursak dünya uyur ve kendisini bir şey sananlar hüküm sürer. Dünya uyur ise yok oluruz. Uyanmalıyız. Her zaman sorgulamalıyız. Kendimizi bilmeliyiz. 1 elin nesi var hesabı en yakın akrabadan başlayarak uyandırmalıyız. Bilinçlendirmeliyiz. Uçamıyorsak yürümeliyiz! Yürüyemiyorsak emeklemeliyiz! Emekleyemiyorsak kıpırdamalıyız! Ama sürekli ileri gitmeliyiz dostlarım. Sorgulayan, Araştıran, Bilgili bir toplum olursak ne büyük birader gibi ne O'Brien gibi alçaklara ne de Charrington gibi kendi bindiği dalı kesen insanlardan medet umarız.
-Harimi