Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 03 Mart 2022 18:30 Kitapta özellikle vurgulanmak istenen şey kadın ve erkeğin neredeyse eşit muhakeme gücüne sahip olmasıdır. Ana kahraman İrfan Galip önceleri kadın düşmanlığı ve kadınların düşünce gücünden yoksun oluşuna inanıyor olsa da, Lütfiye’den aldığı mektup ve ilerleyen bölümlerde onunla olan diyaloglarıyla bu düşüncesinin geçersiz olduğunu kendi de idrak ediyor.
Başlangıçta mahalle kadınları arasında geçen konuşmalar oldukça içten ve samimi olmasına karşın, insanların cahillikten ileri gelen farklı yorum ve korkularını bizlere başarılı bir şekilde anlatıyor. Bu yönüyle şahsen ben eseri takdire şayan buldum. Halley Kuyruklu Yıldızı’nın dünyaya çarpacağına ve ardından bir felaket yaşanacağına inanan halk arasında geçen korku ve panik havasıyla ustaca alay edilmektedir. Yıldız dünyaya çarpmaz, ancak halk arasında yarattığı panik, normal şartlarda ölümü düşünmeyen insanlar ölümle yüzleşmeye başlayınca yaptıkları hatalardan pişman olurlar.
Eserin büyük bir bölümü İrfan Galip ve Lütfiye arasındaki mektuplaşmadan oluşuyor. Bu mektuplaşma sırasında kadının değersizliği, aşağılanması ve hor görülmesi konularına derinlemesine bir eleştirel bakış söz konusu. Açıkçası 1911 yılında yazılmış bir eserde kadınların özlük hakları konusunda yapılan bu değerlendirmeler ve düzeltme çabaları okuyucu açısından da bir gurur kaynağı. Zira o yıllarda dünyanın hiçbir yerinde kadın hakları gündem değeri dahi taşımıyordu.
Hüseyin Rahmi, yapılan tüm eleştirilerde mizahı da oldukça başarılı bir şekilde kullanmış. Okuduğumuz bazı bölümlerde yüzümüzde tebessüm oluşması kaçınılmaz…
Romanın olumsuz görünen yanı bilimsel konular üzerine uzun uzadıya durulması olarak görülse de, yazıldığı dönem çerçevesinde değerlendirildiğinde bence olumsuz bir yön olarak görülmeyecektir zira o dönemde sanat, aynı zamanda halkı eğitmek ve bilgilendirmek için araç olarak görülüyordu. Bu sebeple yazılma tarihinden bir yıl önce gündeme gelen Halley Kuyruklu Yıldızı ve uzay hakkında uzun bilgiler vermesi de garip karşılanmamalıdır kanaatindeyim.
Türk edebiyatını anlamak ve değerlendirebilmek açısından okunması gereken eserler arasında yer aldığına inanıyorum. Üstelik anlatımın akıcılığı, olayların işleniş biçimi ve üslup bakımından da oldukça başarılı bir eser.