Zaman bilincini ve bunun modern iktisadi hayattaki anlam ve önemini bu kadar derinden kavratan bir Türkçe eser yoktur sanırım. Saatleri ayarlama Enstitüsü Türk insanın zamanı iyi değerlendirmediğine ve boşa geçirdiğine dikkat çekmek üzere kurgulanmıştır. Kitapta toplum hayatındaki tutarsızlıklar, kurumların işleyişindeki aksaklıklar ve gevşeklikler hakkında eleştiriler yer almaktadır. Kitap dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm Tanzimat öncesini ele almaktadır, ikinci bölüm Tanzimat dönemini, üç ve dördüncü bölümler de Cumhuriyet döneminin başlarını ve devamını ele alır. Dolayısıyla yazar, farklı dönemde yaşamış olan nesilleri ve Türk toplumunda yaşanan sıkıntıları bir zaman tüneli perspektifinde sunmaya çalışmaktadır.
Romanın ana kahramanı olan Hayri İrdal, çocukluğunda bir muvakkidin yanında çalıştığından saatlere ve zamana meraklı olan, gündelik yaşamında geçmiş ve gelecek arasında sıkışmış, silik kişiliğe sahip bir şahsiyettir. Hayri İrdal bir saat tamiri vesilesiyle kendisi gibi saatlere ve zamana meraklı olan Halit Ayarcı adlı biriyle tanışır. Memlekette saatlerin farklı ayarlanması nedeniyle kaybedilen zamanın büyük bir israf olduğunu düşünen Halit Ayarcı, bu israfı engellemek ve insanlara zamanın kıymetini öğretmek için Saatleri ayarlama enstitüsü'nü kurar. Hayri İrdal’ı da kendisine yardımcı olarak işe alır. Enstitünün ilk işi zaman ve saatle ilgili özdeyişleri toplamak ve bunları bastırıp, dağıtmak olmuştur. Bu özdeyişlerden bazılarını Halit Ayarcı’nın kendisi bulmuştur: “Hakiki insan zaman şuurudur; Refahın yolu sağlam bir zaman anlayışından geçer; Çalışmak, zamanına sahip olmak, onu kullanmasını bilmektir; Hakiki insan zaman şuurudur; Her iş, iş değildir. İş evvela bir zihniyet ve zaman telakkisidir”. Hayri İrdal’da tam olarak inanmasa da velinimeti Halit Ayarcı gibi düşünmektedir: “İnsan, her şeyden evvel iştir, iş ise
zamandır”. Ahmet Hamdi TanpınarSaatleri Ayarlama Enstitüsü