Puan vermedi·268 syf.····Okunma: 19 Mart 2022 01:31 Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı Eylül. Fakat ilk olmasına rağmen oldukça başarılı. Şahsen okuduğum eserler arasında, insan dünyasını bu kadar derinlemesine ve gerçekçi inceleyebilen, okuduğum satırlarda ''Bunu daha önce ben de düşünmüştüm, hissetmiştim'' dedirtebilen nadir eserlerden.
Suat ve Süreyya'nın önceleri aşkla devam eden ilişkileri, birbirlerine davranışları, fedakarlıkları okuyucuyu gerçekten bunların varlığına inandırıyor. Öyle ki Necip Suat'a aşık olduğunda Suat'ın da bu aşka karşılık verebileceğini ve Süreyya'dan vazgeçebileceğini hiç düşünmüyoruz. Daha sonralarda Suat Necip'e aşık olduktan sonra Suat'ın onca zaman Süreyya'yı sevmiş olmasına ve onun için yaptığı fedakarlıkları okuyucu olarak garipsiyoruz. Bu da, bu ilişki üçgeni arasındaki ruhsal ve psikolojik durumun bizlere ne kadar başarılı ve gerçekçi anlatıldığının kanıtı niteliğindedir.
Özellikle belirtmek ve üstünde durmak istediğim bir konu da, karakterlerin hissettikleri ve düşündüklerinin okuyucuya aktarılış biçimi. Öncelikle çok akıcı ve yalın bir dille yazılmış olmasının yanında, bir çok düşüncenin daha önce kendi içimde de düşündüklerim ve hissettiklerimle benzer olması durumu beni çok şaşırttı ve etkiledi.
Romanda basit ve geçiştirme olarak bulduğum tek şey kitabın sonu idi. (Tabii her okuyucu gibi ben de Suat ve Necip'in bir araya gelmelerini dilerdim). Son anlarında ikisinin düşünceleri, konuştukları ve yaşadıklarını öğrenme ihtiyacı hissettim. Zira artık onları çok yakından tanıyor hatta onlarla yaşıyor gibi hissediyordum. Buna rağmen yine de okuduğum için mutluluk duyduğum, ilerde de yeniden, yeniden okumak isteyeceğim nadir eserler arasında yer alıyor...
Keyifli okumalar!