·608 syf.··Beğendi
···Okunma: 22 Mart 2022 00:46 Azatlı köle Vitalis, lâhit kopyacısı Efesli Linus, yazıcı köle Simonides, tapınak kandilcisi Feliks, uykusuz çoban Fazelis, gezgin Al-Mina ve barbar Yüzbaşı Geta…
Öncesinde bu yedi kişiyi yavaş yavaş tanıyoruz ve ardından Kehribar bu inançlı, kendinden emin, erdemli insanları bir mağarada ateş başına topluyor. Hikaye bundan sonra başlıyor.
Hayranlık duyduğum Roma’nın çirkin yüzü, insanlığın geçiş aşamaları ve Ortaçağ Avrupa’sı gerçekleri biraz sarssada, önemli ve güzel detaylardı. Zaten kahramanlarımızı kahraman yapanda bu kötü barbar Roma’nın kendisiydi.
309 yılda Roma çok değişsede kadına bakış açısı, kadının değersizliği maalesef ki değişmemişti. Yazar bu konuyu çok ince bir nüansla ele almış. Fezalis’ in gördüğü rüyadan yola çıkıp masum bir kadının mahkemede kendini aklamaya uğraşması ve şartlar ne olursa olsun doğruyu söylediği ve de başka masum bir kadının ne yaparsa yapsın kendini aklayamayacağı kanaatiyle ben yaptım deyip gözdağı vermesinde harika bir ironi vardı. Tabiki can sıkıcıydı ve bir o kadar da gerçeklerin bir yansımasıydı.
(548-565)
Yine ilginç bir detayda insanlar mahkemede hiç bir delile dayandırılmadan suçlanırken kendilerinin masumiyeti kanıtlanması bekleniyor. Hukuka tamamen ters bir durum olduğunu düşünmüyorum çünkü ancak var olan bir şey kanıtlanabilir.
İspat yükümlülüğü iddia makamınındır…
Yazarın, İlk etapta heyecanı canlı tutarken betimlemelerde boğulduğu bölümlerde olmuş. Evet dili güzel, akıcı, zincir cümleler ve tamlamalar var. Bunu çok sevdim. (Üst üste çevir eserler okuduktan sonra yerli yazar ve yerli eser okumak ekstra keyif verdi. Kendi dilimize ait cümle kalıpları ve uzun cümleler mevcut. Fakat akışkan bir dil kullanılmış ve havada kalmayan anlamlar beni tatmin etti. Naçizane takdirimdir.)
Eser özgün bir eser değil. Bunu olumlu ve olumsuzda değerlendiriyorum açıkçası. Kulak aşinalığı olduğumuz Ashab-I Keyf / Yedi Uyurlar olarak İslamiyet öncesi döneme ait mucizevi bir hikayeden esinlenilmiş aslına bakarsanız. Bu hikayelerden biride denilebilir. Gerçeği tam bilinmeyen bir sır olmakla beraber çok sayıda Ashab-I Keyf hikayesi versiyonları ve çok sayıda Aslan-Keyf mağaraları vardır. Bu olumsuz yanı. Olumlu yanı ise bu olayın tekrar hatırlanması. Belki araştırılmasına sebep olması ve bu mucizevi olayın edebi dille anlatılıp eser olmasını olumlu değerlendiriyorum.
Genel olarak özetlemek gerekirse Kehribar geçidini sevdim. Bana bir efsanenin ve Roma’nın kapılarını tekrar açtı. Tavsiye ederim.