Puan vermedi·172 syf.····Okunma: 21 Mart 2022 20:01 OTOMATİK PORTAKAL'DA EĞİTİM VE DAVRANIŞ
-SPOİLER İÇERİR-
Kitabın baş karakteri olan Alex, distopik bir dünyanın varoş kesiminde yaşayan, çete üyesi ve lideri biri. Kendisi, onu bu noktaya ne getirdi bilmiyorum çünkü kitapta geçmişinden ve psikolojik gelişiminden bahsedilmiyor ama, tam bir suç makinesi. Aklımıza gelebilecek her türlü sapkınlık ve vahşeti uygulamaktan çekinmeyip bundan zevk alıyor. Vahşet planlarını muhtemelen deli gibi hayranı olduğu ve tüm eserlerini ezberleyecek kadar sevdiği Beethoven'ın senfonilerini dinlerken kuruyor. Araştırmalara ve genel kanıya göre klasik müziğin dinginleştirici ve huzur verici, geliştirici tarafı daha baskın. Daha baskın diyorum çünkü Alex'te bu durum ters işliyor. Aile ve okul hayatının da çarpık kentleşme gibi saçma ve kesinlikle yetersiz olduğu görülüyor. Alex'in nelerden oluştuğunu az çok anladık. Üç arkadaşıyla beraber maskeli, garip kıyafetler giyerek geceleri sokağa atlayıp, Süt Bar'da uyuşturuculu süt içerek amiyane tabiriyle kafayı buluyor ve insanlara çevreye son seviye zaraar veriyorlar. Yağmacılık, gasp, tecavüz, cinayet. Tabii cinayet sadece bir kere olabiliyor, çünkü son beraber kötü işlerinde bu 4 arkadaş bir sürü kediyle yaşayan, garip bir kadının evine giriyorlar. Alex'in fikri değil bu sefer oradaki mücevherleri çalmak. Sürekli kullandıkları eve girme tekniği bu kez işe yaramıyor ve kadın şüphelenip polisi arıyor. Tam gittiklerine inanmışken, Alex pencereden içeri girip bir anda kadının karşısına çıkıyor. Alex kadını sinirlendirip kavga başlatıyor, sonra kendini çok kaptırıp kadını öldürüyor. Sanırım arkadaşlarının planı da buydu zaten. Çünkü onu lider kabul etmek istemiyorlardı, bir nevi isyan. Polislerin siren seslerini duyunca ön kapıdan çıkarıyor ama arkadaşları onu orada etkisiz hale getirip kaçıyorlar. Bunun üzerine Alex'imiz tutuklanıyor. 14 yıl hapis cezasına çarptırılıyor ve ıslahı başlıyor. Maphustan çıkmanın tek yolunun Ludvico tekniğinin mahkuma uygulanması olduğunu duyuyor ancak ne olduğunu tam olarak bilemiyor. Bu teknik için seçilmek gerektiği içi Alex tüm kurallara uyup kendini herkese sevdiriyor. Ama hala sapkınlığı geçmiş değil, usta bir şekilde gizliyor. Günlerden bir gün Alex ve diğer mahkumlar Vincent Van Gogh'un Mahkumlar Çemberi eserine tıpa tıp benzeyecek şekilde dönerlerken br bakan geliyor ve Alex bu fırsatı kaçırmayıp bakanın dikkatini çekiyor. Zaten çok sürmeden de Ludvico tekniği için seçiliyor. Bu teknikte Alex bir koltuğa bağlanıp gözlerini kapatamayacak şekilde hareketsiz bırakılıyor ve vahşet, sapıklık içeren filmler izletiliyor. Onu izleyen birkaç tane doktor ve bilim adamı var. Şimdi bunları kendimce yorumlayacak olursam bunu insani olarak değerlendirmenizi yanlış buluyorum çünkü bence tıpkı Pavlov'un köpeği gibi işliyor Alex'in süreci. Yani ortada eğitim değil, sadece şartlanma var, ki bu da bence pek işe yaramıyor karakterimiz üzerinde. Alex vahşeti vs seven biriydi ve bundan zevk alıyordu. Her bu fikri düşündüğünde ya da eyleme döktüğünde mutlu oluyor. Ona onun midesi bulanana kadar yani vahşetin zevkini hissedemeyene kadar, bundan bıkana kadar izletiliyor filmler. Sonunda solma yaşanıyor. Artık o çok sevdiği klasik eserleri duyduğunda midesi bulanıyordu. Bir süre sonra neden müzikleri duyduğunda midesinin bulandığını ve neden kötülük yapamadığını unutacaktı, sorgulamayacaktı. Bence bu sadece dışarıya aktaramadığı öfkesinin birikmesine, bundan dolayı kendisine zarar vermeye başlamasına ve zorbalığın zorbalıkla çözülmesinin ters tepmesine sebep oldu. Bu en basitinden küçük çocuklara çokça söylenen "Yemeğini yemezsen oyun yok!" gibi bir şey. Alex'i zevklerinden zorla mahrum bırakarak başarıya ulaşacaklarını ve ona bunu tamamen unutturacaklarını düşünmelerini saçma buluyorum. Bu hayvani şartlandırmanın işe yaradığını düşünebilirsiniz öfke sorununu yenmiş gibi görünmesinden ama, bence Alex'in kafasında dönen vahşet düşünceleri hala aynı. Uygulayamaması eğitildiğini ve tamamen normal birine dönüştüğünü göstermez. Klasik koşullanma evrelerinden sönme kısmını karakterimiz üzerinde dehşetli düşünceleri ona zevk vermeyecek, onları uygulayamayacak şekilde meydana getiriyorlar. Fakat bu bir süreliğine, yani işkence olarak nitelendirdiğim Ludvico tekniğinin işlemlenmesi sırasında işe yaradığı görülse de, özgürlüğüne kavuştuktan sonra kendiliğinden geri dönme evresi yaşanıyor ama sadece düşünebiliyor çünkü ilaçlardan dolayı istediği eylemi gerçekleştirmeye kalktığında midesi bulanıyor, tek engel bu. Ben Alex'imizin eğitildiğini düşünmüyorum. Hayvani bir davranış değişikliği ile sadece suçu ortadan kaldırmaya odaklanan ve denek olan kişinin ruhsal durumu ile ilgilenmeyen teknik uygulayıcılarını ve devleti, psikolojiden anlamadıklarını düşünerek kınıyorum. Eğitim için davranış değiştirmek yeterli midir? diye sormuşsunuz. Eğer kastettiğimiz kitaptaki eğitim anlayışı ise, yani suç işlememekse evet yeterlidir. Ama bence eğitim davranışla sınırlı ve sadece bu yönüyle anlaşılacak bir konu değil. İnsan ruhunun hiçe sayıldığı bu yöntemde aslında eğitimin ruhta ve insanın özgür iradesiyle bağlantılı oluştuğunu ve geliştiğini unutuyor gibiler. Zorla güzellik olamayacağının en güzel göstergesi Alex. Zaten bu yöntemin ona kattığı tek şey, öfkesini içinde tutmaya zorlanması ve anında fiziksel ceza alması. Evine uğradığında yerine geçen bir evlat gördüğünde ya da arkadaşları ve yaşlı adam tarafından dövüldüğünde de sinirlendi ve onlara ceza vermek istedi ama yapamadı. Delirtebilecek bir yöntem olduğunu intahar teşebbüsünden anlıyoruz. Belki de bu yüzden, sürekli ceza alacağını ve o iğrenç hissi yaşayacağını bildiğinden, artık suç işlemek aklına gelmiyor ve onun tüm bu vahşi zevklerinden uzaklaştırıyor. Kısacası bence durum sadece acı verici bir ceza tutumunun sonucunda, kişinin eğitilmiş kabul edilmesi. Verilen bu eğitimin insani olmadığını düşündüklerini de sanmıyorum. Tamamen toplumun genelini birbirinden kurtaracak şekilde robotlaştırma yöntemi uyguluyorlar. Evet bu yöntemin sonucunda daha suçsuz bir toplum oluşturabiliriz ama ben bunun yani şiddet ve vahşet düşüncelerinin insandan bu şekilde koparılmasını etik bulmamakla beraber, buna izin verildiği takdirde daha bir çok insani özelliğimizin de halka bir şekilde kabul ettirilip, değiştirileceğimizi ve tek tip bireylerden oluşan bir toplum oluşacağını düşünüyorum. Toplum demek kültürü ve farklılıkları olan bir yapıdır. Dolayısıyla zamanla bu da ortadan kalkacak -eğer bu yöntem mümkün olsaydı-. Sorunuza cevabım; hayır, yeterli değildir. Sadece eğitimin gerekli bir parçası olarak kabul edilebilir ve takdir edersiniz ki eksik kalır. Ve bir elmada kurt çıkmasından daha kötü bir şey varsa o da yarım kurt çıkmasıdır. Çünkü yarısını yemişssiniz demektir.