Puan vermedi·61 syf.····Okunma: 25 Mart 2022 02:19 Bir kimsenin çalışma yöntemi veya alışkanlığını tanımlamakta kullanılan Latince bir deyimden adını alan eser; yazarı Ulay'ın grafik tasarımcı oluşuyla tasarımından olsa gerek, 19.5x24cm devasa boyutu ve muhtemel opera yazım suretinde, 61sayfa gözüküp sol sayfalarında bir şey olmadan sağ sayfalarında ikiye bölünmüş yapısıyla, oldukça zor okuttu kendisini!!! Sanırım, eserlerinde felsefeyi kullanan Varoluşcu yazarın düşünmeye yönelik davetiydi bu kitap. Hemen hiçbir dijital platformda yorumunun olmamasından dolayı da ekstra bir dikkatle yazmalıyım:
Okunan sağ sayfalarda iki kurgu gibi, hikayeler akıp gidiyor: İlki, Sokrates ve Phasedus'un Illius nehri kenarında yaptığı ve kitap süresince devam eden bir sohbet ki, bölümler arası geçişlerde dahi, hiç kesilmeyen. İkinci kısımlarda ise, 9'a bölünmüş eserde birbirlerini devam ettirmeyen ama bazı yerlerde kesebilen öyküler yer alıyor.
Düşünmekten usanan ve sevgiyi sorgulayan Sokrates'in yerde bulduğu deniz kabuğunun söylediklerini arkadaşına aktarması olan ilk kurguda; Ada (birey), Yarımada (eksiklikler) ve Takımada (toplum) metaforlarıyla başlayan, ilerledikçe ortak bilinç, ulus ve uygarlık kavramları, gelecek ve kimlik, okuma&yazma diyalektiğine varabilen sorgular yer almakta. Öyküler kısmında ise, bu kurguyla çoğu kez bağlantılı olabilen varoluş soruları. Başlıkların olmadığı öykülerden; insanoğlunun yalnızlığını niteleyen ve gelmeyen Mrs.Gedo'nun yer aldığı 5.öyküyü, baskıcı devlet kurumunu irdeleyen 8.öyküyü ve kimlik sorununu içeren Tao-Çi'nin sorgularının olduğu 9.öyküyü dikkate değer buldum doğrusu.
Okurları düşünme ve bağlantı kurmaya yönelik zorlu bir okuma beklediğini baştan söyleyim. Zaten yazar da, Sokrates’e söylettiği Yazma kısmında neden böyle düşündüğünü açıklamış bizlere! Açıkçası, kitabı görüp içeriğine bakınca neden baskısının olmadığına şaşırmıyor ama edebiyatımız adına da yapılan bu şekle yönelik biçimsel tarza da üzülüyorsunuz.